Dünyanın en zorlu ultra maratonlarından biri olan Barkley Maratonu’nun yarış direktörü Lazarus Lake, 2015 yılında yaptığı bir konuşmada “Bu yarış kadınlar için çok zor. Bunu yapacak kadar güçlü değiller” ifadelerini kullanmıştı. Yaklaşık 1000 kişinin katıldığı ve bugüne kadar sadece 20 kişinin bitirebildiği bu parkurda Lake’in iddiası, İskoçyalı ultra maraton koşucusu Jasmin Paris tarafından çürütüldü. Paris, 60 saatlik sınırın dolmasına 1 dakika 39 saniye kala 160 kilometrelik parkuru tamamlayarak tarihe geçti.
Ancak Jasmin Paris tek örnek değil. Montane Summer Spine Race, Cocodona 250 ve Via Alpina gibi dünyanın en yıpratıcı yarışlarında kadın koşucular genel klasman birincilikleri elde etmeye, parkur rekorlarını kırmaya ve erkek rakiplerini geride bırakmaya başladı.
MESAFE UZADIKÇA HIZ FARKI ERIYOR
Standart maraton mesafelerinde erkekler ile kadınlar arasında ortalama yüzde 10 ila 12’lik bir performans farkı bulunuyor. Erkeklerin kas kütlesi ve aerobik kapasite avantajı öne çıksa da mesafe uzadıkça bu durum değişiyor.
Uluslararası Ultra Koşucular Birliği verilerine göre, 160 kilometrelik yarışlarda cinsiyetler arasındaki hız farkı yüzde 0,25’e kadar düşüyor. 300 kilometreyi aşan mesafelerde ise kadınların erkeklerden daha hızlı olma potansiyeli öne çıkıyor.
Exeter Üniversitesi’nden dayanıklılık performansı uzmanı Prof. Andy Jones, kadınların uzun mesafelerdeki bu başarısını üç temel fizyolojik etkene bağlıyor:
Yağ Metabolizması: Kadınların vücudu yağ depolarını uzun süreli yarışlarda daha verimli bir enerji kaynağına dönüştürüyor.
Kas Yapısı: Kadınlarda dayanıklılık odaklı, oksijeni verimli kullanan “yavaş kasılan” kas lifleri daha yüksek oranda bulunuyor.
Yorgunluk Direnci: Kadın metabolizması uzun süren egzersizlerde güç kaybını daha az yaşıyor.
“HER ŞEY ZİHİNSEL DAYANIKLILIKLA İLGİLİ”

Sophie Woods, Via Alpina’nın son günlerini günde bir buçuk ila iki buçuk saatlik uykuyla atlattı.
Fizyolojik etkenlerin yanı sıra, günlerce süren uykusuzluk, zorlu arazi koşulları ve psikolojik baskı ultra maratonların kaderini belirliyor. Uzmanlar ve sporcular, kadınların kriz anlarında uyum sağlama, stratejik tempo yönetimi ve zihinsel direnç konusunda önemli avantajlara sahip olduğunu belirtiyor.
Spor diyetisyeni Renee McGregor, kadınların biyolojik süreçlerinin zihinsel dayanıklılığı artırdığını belirterek, “Kadınlar ergenlikten itibaren dalgalanan bir hormonal sistemle yaşıyor. Bu durum başlı başına bir zihinsel direnç inşa ediyor. Ayrıca kadın koşucular yarışlarda duygusal davranmak yerine daha disiplinli bir tempo stratejisi izliyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Rachel Entrekin, Mayıs ayında Arizona’daki Cocodona 250 yarışında yeni bir parkur rekoru kırdı ve bu yarışı kazanan ilk kadın oldu.
KATILIM ORANLARI ARTIYOR, REKORLAR GELMEYE DEVAM EDECEK
Günümüzde ultra maraton yarışlarındaki katılımcıların henüz yaklaşık yüzde 20’sini kadınlar oluşturuyor. Ancak SheRACES gibi ağların yürüttüğü çalışmalar ve sosyal medyadaki kadın sporcuların görünürlüğü sayesinde katılım oranları hızla yükseliyor.
Uzmanlar, katılım sayısı arttıkça kadınların insani performansın sınırlarını yeniden çizeceğini ve önümüzdeki yıllarda çok daha fazla genel rekorun kadınlar tarafından kırılacağını öngörüyor.
kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz ve bizi twitter hesabımızdan takip etmeyi unutmayın ! https://x.com/havadiskolik
SEKTÖREL
14 gün önceSEKTÖREL
20 Eylül 2026SEKTÖREL
20 Eylül 2026SEKTÖREL
20 Eylül 2026SEKTÖREL
20 Eylül 2026
1
Max Türkiye’de nasıl izlenir, üyeliği ne kadar? Max’te hangi dizi ve filmler var?
1868 kez okundu
2
‘Yurt’ Venedik’te
1848 kez okundu
3
Hayat kurtaran basit adımlar: Evde depreme karşı alınacak güvenlik önlemleri
1835 kez okundu
4
Kefir neden patlar? Evde güvenli saklama yöntemleri
1809 kez okundu
5
Hande Erçel’e Ali Sabancı sorusu! Sinirlendi, morali bozuldu
1352 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.