20 Ocak 2026 Salı
Suriye ordusunun 16 Ocak’ta terör örgütü YPG/SDG’ye karşı Fırat Nehri’nin batısındaki bölgelerde başlattığı operasyon daha sonra nehrin doğusunda aşiretlerin de katılımıyla genişlemiş, örgüt işgalindeki toprakların büyük bölümü Suriye yönetiminin kontrolüne girmişti.
Şam yönetimiyle YPG/SDG arasında varılan Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması, örgütün Fırat Nehri’nin doğusundaki Rakka ve Deyrizor illerinden tümüyle çekilmesi, Haseke’deki kamu kurumlarının devlete devredilmesi, tüm sınır kapıları ve enerji kaynaklarının merkezi otoritenin elinde olması ile YPG/SDG unsurlarının bireysel olarak güvenlik güçlerine entegrasyonu gibi hükümler içeriyordu.

“ŞARA-ABDİ GÖRÜŞMESİ OLUMSUZ GEÇTİ”
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile terör örgütü YPG/SDG lideri Mazlum Abdi arasındaki görüşmeden ise sonuç çıkmadığı belirtildi.
Reuters’ın haberinde görüşmenin olumlu olmadığı, Şara’nın örgütten ‘her şeyi teslim etmesini’ istediği ifade edildi.
Abdi’nin anlaşmanın şartlarından memnun olmadığı, konuyu diğer komutanlarla görüşmek için süre talep ettiği kaydedildi.

SURİYE ORDUSU HASEKE’YE ULAŞTI
Öte yandan, Suriye ordu birlikleri ile Arap aşiret unsurları YPG/SDG işgalindeki Haseke kentinin güney çevre yolu üzerindeki Panorama kavşağına kadar ilerledi.
Söz konusu nokta güney çevre yoluna yaklaşık 2,2 kilometre mesafede bulunuyor.
Ordu birlikleri ile aşiret güçlerinin Rakka ve Deyrizor yönlerinden ilerleyerek bölgeye ulaştığı bildirildi.

SERBEST BIRAKILAN 120 DEAŞ’LIDAN 81’İ YAKALANDI
Suriye İçişleri Bakanlığı, art arda yaptığı açıklamalarda ilk olarak terör örgütü YPG/SDG’nin DEAŞ’lı teröristlerin serbest bırakılmasından sorumlu olduğunu belirtti.
Bakanlık ardından ‘Şeddadi’deki hapishaneden 120 DEAŞ’lı teröristin kaçması sonrası Suriye ordusu birlikleri ile İçişleri Bakanlığı’na bağlı özel operasyon birimlerinin Şeddadi kentine girdiğini’ aktardı.

Açıklamada şunlar kaydedildi:
Ordu ve İçişleri Bakanlığı birlikleri Şeddadi kenti ve çevresinde kapsamlı arama ve tarama operasyonu yürüttü. Operasyonda 81 DEAŞ’lı terörist yakalandı. Geriye kalan DEAŞ’lıların ise aranmasına devam ediliyor.
Suriye ordusu akşam saatlerinde terör örgütü YPG/SDG’nin Şeddadi kentindeki hapishaneden terör örgütü DEAŞ’lı teröristleri serbest bıraktığını duyurmuştu.

kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz.
Gazze Şeridi’ndeki Şifa Hastanesi Direktörü Dr. Muhammed Ebu Silmiyye, Gazze’deki sağlık durumunun felaket boyutuna ulaştığını ifade etti.
Bölgede grip veya Kovid-19 varyantı olduğu tahmin edilen bir virüsün hızla yayıldığına dikkati çeken Ebu Silmiyye; yetersiz beslenme, yoğun psikolojik baskı ve aşı eksikliği nedeniyle halkın bağışıklık sisteminin zayıfladığını vurguladı.
“ZATÜRREYE VE ÖLÜMLERE YOL AÇIYOR”
Ebu Silmiyye, her yaş grubunu etkileyen virüsün belirtileri ve sonuçları hakkında şunları söyledi:
Bu virüs, iki haftaya kadar uzayabilen şiddetli eklem ve kemik ağrıları, yüksek ateş, inatçı baş ağrısı ve kusma ile kendini gösteriyor. Çoğu vakada akut zatürreye yol açan hastalık nedeniyle özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalar arasında ölümler kaydedildi. Çadırlarda kalan yerinden edilmiş sivillerin soğuk ve neme karşı korumasız olması durumu daha da ağırlaştırıyor.

“SAVAŞIN BAŞINDAN BERİ EN KÖTÜ DÖNEM”
Mevcut durumu ‘savaşın başından bu yana en kötü dönem’ olarak nitelendiren Ebu Silmiyye, ateşkes anlaşmasının üzerinden 100 günden fazla süre geçmesine rağmen krizin derinleştiğine dikkati çekti.
Ameliyathanelerde steril gazlı bez ve antibiyotik dahi bulunmadığını ifade eden Ebu Silmiyye, “Kanser ilaçları tamamen tükendi, diyaliz ve kronik hastalık ilaçları bulunamıyor. Ayrıca İsrail’in ruh sağlığı merkezlerini yıkması ve ilaç eksikliği nedeniyle psikiyatri hastaları da büyük risk altında” dedi.
Ebu Silmiyye, laboratuvarların yüzde 70’inin malzeme eksikliği nedeniyle hizmet dışı kaldığını ve basit tahlillerin bile yapılamadığını sözlerine ekledi.

“GAZZE’YE İLAÇ GİRİŞİ YASAK”
İsrail’in Gazze’ye kuruyemiş, gazlı içecek ve cep telefonu gibi temel olmayan ürünlerin girişine izin verirken hayat kurtarıcı tıbbi malzemeleri engellemesini ‘şok edici bir tezat’ olarak değerlendiren Ebu Silmiyye, şunları kaydetti:
İsrail, Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF gibi uluslararası kuruluşların önerdiği ilaçların dahi girişine izin vermiyor. Bu politikayla insanları tedaviden mahrum bırakarak dolaylı yoldan öldürmeyi hedefliyorlar. Çökmüş sağlık sistemini yeniden canlandırmak ve kalan hayatları kurtarmak için antibiyotikler, kanser ilaçları ve laboratuvar malzemelerinin girişi acilen sağlanmalıdır.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne saldırılarını sürdüğü iki yıl boyunca hastaneleri, ilaç depolarını ve sağlık çalışanlarını kasıtlı olarak hedef aldığı, tıbbi malzeme girişini engelleyerek sağlık sistemini çökerttiği belirtiliyor.

kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz.
Suriye’nin Rakka kentinden geçen Fırat Nehri üzerindeki eski köprü ile yeni köprüyü patlatan terör örgütü YPG/SDG, bölge sakinlerinin ulaşım imkanlarını sekteye uğrattı.
Nehrin iki yakası arasındaki araç ve insan ulaşımının kesintiye uğramasıyla halk, günlük ihtiyaçlarını karşılamak ve evlerine ulaşmak için yüksek ücretler ödeyerek tekneleri kullanmak zorunda kaldı.
Terör örgütünün maddi ve manevi zarara uğrattığı bölge sakinleri her şeye rağmen köprüler ve bölgenin yeniden inşası için ümitli olduklarını, Suriye halkının bunu başaracak güçte büyük bir halk olduğuna inandıklarını ifade etti.

“SURİYE HALKI BU ZORLUKLARI AŞACAKTIR”
Rakka sakini Muhammed Saad Halef, köprünün yıkılmasının tüm bölge halkını cezalandırmak anlamına geldiğini belirterek, “Kent merkezi ile köyleri bağlayan bu köprüden büyük sıkıntı yaşıyoruz. Bu köprü herkesindir, belirli bir kesimin malı değildir. İnşallah iyi gençlerin ve yönetimin çalışmalarıyla köprümüz ve ülkemiz yeniden imar edilir. Suriye halkı büyük bir halktır, bu zorlukları aşacaktır” dedi.
Fırat Nehri kıyısında yaşayan Müeyyid Ali el-Hac ise köprünün yıkılma sürecine dair tanıklığını paylaştı.
Hac, “Yaklaşık 3 gün önce SDG terörist milisleri gördüğünüz bu köprüyü havaya uçurdu. Bölgede büyük zorluklar var ancak birlikte buraları yavaş yavaş yeniden inşa edeceğiz” şeklinde konuştu.
Genel anlamda ülkede ve özel olarak da bölgedeki son gelişmeleri değerlendiren Hac, “Yaşadığımız zafer sevincini kelimelerle anlatmak mümkün değil, savaşın getirdiği yıkım bile bu sevince engel olamıyor” ifadelerini kullandı.

“TEKNE GEÇİŞLERİ HALKIN BÜTÇESİNİ SARSIYOR”
Köprünün yıkılmasıyla ulaşımın sadece teknelerle sağlanabildiğini dile getiren Muhammed Naim Gıtaz, bu durumun ekonomik yüküne dikkati çekti.
Evine gitmek için nehri geçmek zorunda olduğunu belirten Gıtaz, şunları söyledi:
Eski köprü yıkılınca teknelere mahkum kaldık ama geçiş ücretleri çok pahalı. İnsanlar adeta günlük yiyecek parasını bu geçişe ödüyor. Motosiklet geçişi için 10 bin, kişi başı geçiş için 5 bin Suriye lirası alınıyor. Bu köprüyü yıkarak bize anlatılmaz bir zorluk çıkardılar. Sevincimizden havalarda uçuyoruz ama köprünün yıkık olması sırtımızdaki en büyük yüktür.
Terör örgütü YPG/SDG, Fırat Nehri’nin batısında işgal altında tuttuğu Tabka kentinden çekilirken bölgenin iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri patlattı ve su hatlarına büyük zarar verdi.

kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Meclisi’nde düzenlenen özel oturumdaki konuşmasında ABD’nin ikinci aşamasına geçildiğini duyurduğu Gazze barış planı ve İran’a ilişkin açıklamalar yaptı.
Netanyahu, Gazze’de güvenliği sağlamak üzere konuşlandırılacak Uluslararası İstikrar Gücü’ne Türk ve Katar ordularının katılmasına izin vermeyeceklerini iddia etti.
Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin faaliyetlerini takip etmek ve destek vermek üzere faaliyet yürütecek Gazze Yönetim Kurulu’na ilişkin Washington yönetimiyle görüş ayrılıkları yaşadıklarını söyleyen Netanyahu, “ABD’deki dostlarımızla tartışıyoruz” ifadelerini kullandı.

“KAMUOYUNA YÖNELİK GÖRÜNÜRLÜK HAMLESİ”
İsrail basını, Netanyahu’nun açıklamalarının gerçeği tam olarak yansıtmadığını aktarırken Haaretz’e konuşan konuya ilişkin bilgi sahibi bir kaynak, söz konusu kurulun yapısının zaten Netanyahu’nun bilgisi dahilinde şekillendiğini ve çıkışın ‘kamuoyuna yönelik görünürlük hamlesi’ olduğunu söyledi.
İsrail Başbakanlık Ofisi, 17 Ocak’ta ABD’nin kuruluşunu duyurduğu Gazze Yönetim Kurulu’nun kendileriyle istişare edilmeksizin oluşturulduğunu ve bunun Tel Aviv yönetiminin politikalarıyla çeliştiğini iddia etmişti.
Netanyahu’nun Gazze Yönetim Kurulu kararını ele almak üzere Dışişleri Bakanı Gideon Saar’a ABD’li mevkidaşı Marco Rubio ile temasa geçmesi talimatı verdiği de aktarılmıştı.
Yerel basın, Gazze Yönetim Kurulu’nda Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yer almasının Tel Aviv yönetiminin tepkisine neden olduğunu vurguluyor.
İRAN’A SALDIRI TEHDİDİNİ YİNELEDİ
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’a yönelik saldırı tehditlerini yineleyerek Tahran’ın İsrail’e olası bir saldırısı halinde ‘eşi benzeri görülmemiş bir güçle’ karşılık vereceklerini iddia etti.
İran’a ilişkin tehditkar söylemlerini sürdüren Netanyahu, “Bir gün İran’da ne olacağını kimse bilemez, ancak kesin olan şu ki hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” dedi.
Yerel para biriminin döviz karşısında hızla değer kaybetmesi ve ekonomik sıkıntıların derinleşmesi nedeniyle İran’da başlayan protestolar son birkaç gündür sona ermiş durumda.
Uluslararası basında çıkan haberlerde İsrail ve ABD’nin gösterilerin gerçekleştiği İran’a saldırı düzenleyebileceği ihtimaline işaret edilmiş ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın olası saldırıyı İran’la yapılan diplomatik temaslar, lojistik engeller ve bölgesel müttefiklerin tepkilerinin ardından durdurduğu iddia edilmişti.
kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz.
Suriye hükümeti ile SDG arasındaki 14 maddelik entegrasyon anlaşmasını uluslararası ilişkiler uzmanı, Girne Amerikan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Ali Poyraz Gürson Cumhuriyet’e değerlendirdi.
ABD’NİN BÖLGEYİ TÜRKİYE’YE BIRAKACAĞINI SÖYLEDİ
Genel bir analizle başlayan Gürson, “Halep’teki çatışmalar sırasında sizinle konuştuğumuzda kontrolün tamamen Şam rejimine geçeceğini, daha sonra da ilerleyeceklerini söylemiştim. Öyle de oldu. Bu iş Ankara merkezli yürüyor” dedi. Suriye ordusunun Halep’e yönelik ilk operasyonunun, 6 Ocak’taki Suriye-İsrail güvenlik anlaşmasından hemen sonra gerçekleşmesini anlamlı bulan Prof. Gürson, “Zaten bakın, Şara, Halep’in hemen ardından, Kürt açılımı gibi bir kararname yayımladı değil mi? Diplomatik dili düzgün bir açıklamaydı ve hepsi eşgüdümlü olarak, uygun bir zamanlamayla yürüyor. ABD Büyükelçisi de ‘Mekik diplomasisi dokuyoruz’ demişti. Barrack’ın, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ile görüşmesinden sonra bunlar gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı.
ABD, SDG’Yİ “SATTI” MI?
ABD’nin SDG’yi “sattığı” yönündeki yorumlara ilişkin Gürson, “Sattı-satmadı değil, jeopolitik gereklilikler var. 5 yıldır söylüyorum ben bunu, 10 yıldır da bütün kitaplarda yazıyorum. ABD bu bölgeden Afganistan’dan, Vietnam’dan çıktığı gibi çekip gidecek. Çünkü bu örgüyü, merkezde küresel etkili, ‘Türkosfer’ diye açıkladığım jeopolitik kurama istinaden mecburen Ankara’ya bırakacak” görüşlerini paylaştı.
‘UZUN VADEDE KALAN BÖLGELER DE ENTEGRE OLACAK’
Prof. Gürson, geleceğe dair öngörülerini detaylandırarak, “Fırat’ın doğusu şu anda soru işareti oluşturuyor ama ABD’nin İran’a yapacağı harekat için, İsrail’in güvenliği açısından, PYD’nin bir ‘güvenlik avuntusu’, tırnak içinde söylüyorum güvenlik avuntusu olacağını, sonrasında lağvedileceğini düşünüyorum. Silahlar toplanıp, Şam rejimine, Suriye ordusuna teslim edilecektir diye değerlendiriyorum. 14 maddelik anlaşmada yer alan, Ayn-El Arab’ın ağır silahlardan arındırılması, hudutların güvenliği konusunda pürüzler çıkabilir. Ancak uzun dönemde bunların tamamının Şam’la, Şam’ın da Ankara’yla entegre yürüyeceği gözüküyor” sözlerini sarf etti.
‘NETANYAHU GİDİNCE İSRAİL’İN GÜVENLİĞİ ANKARA’DAN SAĞLANACAK’
Ortadoğu’ya ilişkin beklentilerini de paylaşan Gürson, “İran’daki gelişmelerde herkes mollaların pazarlıkla kurtulabileceğini zannediyor. Gerek Hamaney’in gerekse Cumhuriyet muhafızlarının etkisiz hale getirilmesine yönelik ABD’nin bölgede çok yoğun tatbikatlar yaptığını biliyoruz. Dolayısıyla geçtiğimiz yılki 12 günlük savaş gibi olmasa da hava destekli bir özel kuvvetler operasyonu bekliyorum. Dolayısıyla bu harekâttan sonra -İran Planı kitabında bunları yazdım, Suriye Planı’nda da bunların olacağını yazmıştım- Netanyahu kabinesi de gidecek ve merkezinde Türkiye’nin olduğu, Tel Aviv’in de, İsrail’in de güvenliğinin Ankara tarafından sağlandığı yeni bir döneme geçilecek” cümlelerini kullandı.
kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz ve bizi twitter hesabımızdan takip etmeyi unutmayın ! https://x.com/havadiskolik
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.