Van Gölü Havzası’nın kapalı bir havza olması nedeniyle suyun bilimsel ve bütüncül bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, yeraltı su seviyelerindeki düşüşün ve küresel iklim değişikliğinin ilerleyen yıllarda ciddi içme ve kullanma suyu sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Kapalı bir havza özelliği taşıyan Van Gölü Havzası’na dışarıdan su getirilmesinin son derece maliyetli olabileceğini vurgulayan uzmanlar, bu nedenle mevcut suyun doğru yönetilmesinin hayati önem taşıdığını vurguluyor.
Son yıllarda özellikle içme suyu ihtiyacının önemli bir bölümünün yeraltı sularından karşılandığını belirten Prof. Dr. Alaeddinoğlu, aşırı ve kontrolsüz kullanım nedeniyle yeraltı su seviyelerinin sürekli düştüğünü, bunun da hem tarımsal üretimi hem de ekosistemi tehdit ettiği kaydetti.
Alaeddinoğlu, Van Gölü Havzası’nın önümüzdeki 10-20 yıl içinde ciddi bir su kriziyle karşı karşıya kalabileceği ifade ediliyor.
“TÜM CANLILARIN BU SÜRECİN İÇİNE DÂHİL EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR”
İHA muhabirine konuşan Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, suyu doğru ve bilimsel bir şekilde yönetmek zorunda olduklarını belirtti.
Prof. Dr. Alaeddinoğlu, “Havzaya düşen yağış miktarını biliyoruz. Havzada yaşayan nüfusu, tarımsal faaliyetlerin türünü ve ürün çeşitliliğini, sanayide kullanılan su miktarını da biliyoruz. Dolayısıyla bütün bu verilerin iyi hesaplanması gerekiyor. Ancak sadece insan ihtiyaçlarını düşünmek yeterli değildir. Havza, göllerin, göletlerin ve sulak alanların sayıca fazla olduğu, çok sayıda canlı türüne ev sahipliği yapan bir ekosistemdir. Van Gölü ve gölde yaşayan, bölge ekonomisi açısından son derece önemli olan inci kefali bu ekosistemin en önemli unsurlarındandır. İnci kefalinin tuzlu-sodalı sudan tatlı sulara yaptığı göçler, su yönetimi açısından hayati öneme sahiptir. Su yönetimi denildiğinde, havzanın bir bütün olarak ele alınması ve tüm canlıların bu sürecin içine dâhil edilmesi gerekmektedir” diye konuştu.
“HAVZAYA DÜŞEN YAĞIŞI YÖNETMEK ZORUNDAYIZ”
Havzaya dışarıdan su getirmenin maliyetinin çok yüksek olacağını, hatta bazı durumlarda imkânsız olabileceğinin altını çizen Alaeddinoğlu, “Hem içme suyu hem tarımsal sulama hem de sanayide kullanılan suyun tamamı için dengeli ve sürdürülebilir bir yönetim modeli oluşturulmalıdır. Bugün havzanın içme, kullanma ve özellikle tarımsal sulama ihtiyacının büyük bölümü yeraltı sularından karşılanmaktadır. Yeraltı suyu kullanımı her geçen yıl artmakta, buna bağlı olarak taban su seviyesi sürekli düşmektedir. Bu durum büyük bir risk oluşturmaktadır. Çünkü yeraltı sularını besleyen yağışlar her yıl aynı düzeyde gerçekleşmeyebilir. Ayrıca artan buharlaşma, düşen yağışın faydalı olmasının önüne geçebilir. Özellikle havzanın güneyinde yer alan Kavuşşahap Dağları çevresi karstik bir sahadır. Bu alanlarda yağışın önemli bir bölümü yeraltına sızarak yeraltı su kaynaklarını beslemektedir. Bu nedenle bu sahalardaki yeraltı suyu kapasitesinin ve potansiyelinin bilimsel yöntemlerle detaylı biçimde tespit edilmesi gerekmektedir. Aksi hâlde sadece yeni sondajlar açarak su ihtiyacını karşılamak mümkün değildir” şeklinde konuştu.
“SU YÖNETİMİNİ BAŞARAMAZSAK YERALTI SU KAYNAKLARI DA TÜKENECEKTİR”
Öncelikli olarak yapılabilecek en önemli adımlardan biri, içme suyu altyapısının iyileştirilmesi olduğunu ve mevcut şebekelerdeki kayıp-kaçak oranları oldukça yüksek olduğunu hatırlatan Alaeddinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu oranlar düşürüldüğü takdirde, kentin içme suyu ihtiyacının önemli ölçüde karşılanması mümkündür. Eğer bu süreci yönetemezsek, bugün yaşamadığımız sorunlar 10-20 yıl içerisinde ciddi tehditler hâline gelecektir. Yatırım kararları rastgele değil, bilimsel verilere dayalı olarak alınmalıdır. Çünkü Van Gölü Havzası tek bir havza gibi görünse de içinde Erçek Havzası gibi 21 adet tali havza barındırmaktadır. Her bir tali havza kendi özelinde yönetilmelidir.
Bu nedenle özel bir su yönetim biriminin kurulması, aktif ve sürekli çalışan bir yapının hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bilimsel veriler ışığında hareket edilmediği takdirde, artan sıcaklıklar, sıklaşan sıcak hava dalgaları, artan buharlaşma ve azalan yağışlar havzayı ciddi tehditlerle karşı karşıya bırakacaktır. Eğer su yönetimini başaramazsak, önümüzdeki 10-20 yıl içinde yeraltı su kaynakları da tükenecektir. O zaman havzanın içme, kullanma ve sulama suyunu nereden karşılayacağımız sorusu kaçınılmaz olacaktır.”
kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz ve bizi twitter hesabımızdan takip etmeyi unutmayın ! https://x.com/havadiskolik
SEKTÖREL
16 gün önceSEKTÖREL
22 Eylül 2026SEKTÖREL
22 Eylül 2026SEKTÖREL
22 Eylül 2026SEKTÖREL
22 Eylül 2026
1
Son dakika… AFAD duyurdu: Balıkesir’de korkutan deprem!
6780 kez okundu
2
Apple’dan çalışanlarına zam kararı
6570 kez okundu
3
İsrail, Yemen’in başkenti Sana’yı vurdu
6318 kez okundu
4
Maaş isyanı sendika kriziyle büyüdü… Sendika değiştiren işçiler kapı önünde!
6260 kez okundu
5
Çanakkale’de denizde mayın bulundu!
6179 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.