DOLAR 43,3725 0.25%
EURO 51,3279 0.73%
ALTIN 6.944,721,57
BITCOIN 3866475-0.631%
İstanbul

PARÇALI BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

Pentagon’un yeni savunma stratejisinin şifreleri

Pentagon’un yeni savunma stratejisinin şifreleri

ABONE OL
Ocak 24, 2026 18:06
Pentagon’un yeni savunma stratejisinin şifreleri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Pentagon’un yeni savunma belgesi, Washington’un güvenlik önceliklerinde yeni bir döneme işaret ediyor. Terörle mücadeleden sınır güvenliğine, Latin Amerika’dan müttefiklerle ilişkilere oldukça geniş bir çerçeve, ABD’nin önümüzdeki dönemde hangi başlıklara ağırlık vereceğini netleştiriyor.

Pentagon belgesinde, “Bakanlık, ABD’ye saldırma kapasitesi ve niyeti bulunan örgütleri hedef alarak teröristlerle mücadelede ‘sürdürülebilir bir kaynak yaklaşımına’ bağlı kalacaktır” ifadelerine yer verildi.

Pentagon, cuma günü duyurduğu yeni savunma stratejisinde, ABD ordusunun iç güvenliğe öncelik vereceğini, Çin’i caydırmanın da temel hedeflerden biri olacağını açıkladı. Buna karşılık, Avrupa ve diğer bölgelerdeki müttefiklere sağlanacak desteğin ‘daha sınırlı olacağı’ belirtildi.

SINIRLI DESTEK, ÖLÇÜLÜ DİL

2026 Ulusal Savunma Stratejisi’nde, “ABD kuvvetleri ülke topraklarını ve Hint-Pasifik bölgesini savunmaya odaklanırken, müttefiklerimiz ve ortaklarımız, kendi savunmalarından sorumlu olacak; ABD kuvvetleri, onlara temel fakat daha sınırlı bir destek sağlayacaktır” denildi.

Pentagon, Avrupa’daki müttefiklere verilecek desteğin ‘daha sınırlı’ bir çerçevede tutulacağını özellikle vurguladı.

Söz konusu doküman, Pentagon’un önceki çizgisine kıyasla bir ‘yön değişikliğine’ işaret ediyor. Bu değişiklik, ‘hem ABD müttefiklerine yönelik desteğin azaltılması hem de Washington’un geleneksel rakipleri olan Çin ve Rusya’ya yönelik dilin daha ölçülü olmasıyla’ dikkat çekiyor.

Belge, ABD ile NATO müttefikleri arasında, ‘benzeri görülmemiş bir kriz’ olarak tanımlanan Grönland krizinden bir hafta sonra yayımlandı. Metinde, ABD’nin ağırlığını Hint-Pasifik’e ve ülke savunmasına kaydıracağı, müttefiklerin ise kendi güvenliklerini daha fazla üstleneceği tekrarlandı.

ÇİN VE RUSYA’YA YAKLAŞIM DEĞİŞİYOR

Eski ABD Başkanı Joe Biden döneminde yayımlanan önceki savunma stratejisinde Çin, Washington için ‘en büyük meydan okuma’ olarak tanımlanırken; Rusya ise ‘ciddi bir tehdit’ olarak değerlendirilmişti.

Yeni belgede ise Pekin ile ‘saygıya dayalı ilişkiler’ kurulması çağrısı yapılırken, ABD’nin müttefiki Tayvan’a yönelik herhangi bir atıf yer almadı. Belge, Rusya kaynaklı tehdidi ise ‘süregelen ancak kontrol altına alınabilir’ olarak niteledi. Bunun, NATO’nun doğu kanadındaki bazı üyeleri etkilediği ifade edildi.

Pentagon’un yayımladığı metinde, “Rusya kalıcı bir tehdittir; ancak öngörülebilir gelecekte NATO’nun doğu kanadındaki üyeler için kontrol edilebilir bir tehdittir” denildi.

SINIRLAR, İSTİLA VE DÜZENSİZ GÖÇ

Hem Biden hem de Trump dönemindeki savunma stratejileri ulusal güvenliğin korunmasının önemini vurgulasa da, tehdit tanımları büyük ölçüde farklılaşıyor.

2026 belgesinde Pentagon’un, “Sınırların kapatılması, her türlü istilanın püskürtülmesi ve düzensiz göçmenlerin sınır dışı edilmesine öncelik vereceği” belirtildi.

Biden ise Çin ve Rusya’ya odaklanarak, bu iki ülkenin ‘iç güvenlik ve emniyet açısından herhangi bir terör tehdidinden daha ciddi sınamalar oluşturduğunu’ savunmuştu.

Öte yandan ‘Ulusal Savunma Stratejisi 2026’, Biden yönetiminin ‘yükselen tehdit’ olarak sınıflandırdığı iklim değişikliği risklerine de değinmiyor.

MONROE 2.0: HEDEF LATİN AMERİKA

Beyaz Saray’ın eylül başında yayımladığı ‘Ulusal Güvenlik Stratejisi’ne benzer şekilde Pentagon, Latin Amerika’yı öncelik sıralamasında üst basamaklara taşıdı.

Belgede, “Amerika kıtasında ABD’nin askeri üstünlüğünü yeniden tesis edeceğiz. Bunu, vatanımızı korumak ve bölgede kilit alanlara erişimimizi güvence altına almak için kullanacağız” ifadeleri yer aldı.

Bu yaklaşım, belgede ‘Trump’ın Monroe Doktrini’ne ilavesi’ olarak tanımlandı.

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun, ABD özel kuvvetleri tarafından Caracas‘taki konutundan silah zoruyla kaçırılmasını, ABD’nin Amerika kıtasındaki nüfuzunu rakipsiz biçimde yeniden tesis etme gerekliliğiyle gerekçelendirmişti. Ancak bu yaklaşımın bir sonucu olarak, başta Çin ve Rusya olmak üzere rakip devletlerin, kendi nüfuz alanlarında benzer adımlar atmaya yönelebileceği değerlendiriliyor.

Trump, Venezuela’da gerçekleştirilen operasyonun, ‘Monroe Doktrini’ olarak bilinen ilkenin yeniden canlandırılması kapsamında olduğunu savunmuştu. Bu doktrin, Latin Amerika’nın kıta dışı güçlerin nüfuzuna kapalı olması gerektiği fikrine dayanıyor.


kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz ve bizi twitter hesabımızdan takip etmeyi unutmayın ! https://x.com/havadiskolik

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.