Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili ve NATO Parlamenter Asamblesi Üyesi Fethi Açıkel, İran’dan ateşlenerek Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen ve Hatay’ın Dörtyol ilçesine parçası düşen balistik mühimmata ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Açıkel, şunları kaydetti:
“Hatay’ımızda Dörtyol ilçemize geçtiğimiz gün düşen balistik füzenin can kaybına neden olmaması en büyük tesellimizdir. Sınırlarımızın ve Ortadoğu’nun bir ateş çemberine döndüğü bu kritik dönemde, İran’dan ateşlendikten sonra Suriye hava sahasını geçerken NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından düşürülen balistik mühimmat da göstermektedir ki; Türkiye’nin bir an önce ulusal radar ve füze güvenlik sistemlerinde kendine yeterliliğe erişmesi yaşamsal önemdedir. Bu olay yalnızca münferit bir güvenlik vakası değil, Türkiye’nin hava savunma mimarisindeki yapısal eksiklerin yeniden ve açık biçimde ortaya çıktığı bir uyarıdır.”
“SON DÖNEMDE BENZER VAKALAR YAŞANDI”
“Zira Türkiye, NATO savunma unsurları tarafından imha edilen füze vakasıyla birlikte, geçtiğimiz aylar içinde Türk topraklarında Çankırı ve Elmadağ arasında, Kocaeli İzmit’te ve Balıkesir Manyas’ta bir kısmı düştükten sonra fark edilen, bir kısmı da hava sahamız üzerinde Türk Hava Kuvvetlerimiz tarafından tespit ve imha edilen muhtelif hava unsuru vakalarıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu tablo, Türkiye’nin çevresindeki jeopolitik risklerin artık doğrudan hava sahamız ve sınır güvenliğimiz üzerinde somut sonuçlar üretmeye başladığını göstermektedir.”
“STRATEJİK SAVUNMA KARARLARI DEVLET AKLIYLA ALINMALIDIR”
“Geçtiğimiz on yıl içinde Türkiye, meşum 15 Temmuz darbe girişiminin ardından alelacele Rusya Federasyonu’ndan alınan S-400 savunma sistemleri nedeniyle, NATO müttefiklerimiz tarafından haksız yere ortak savunma programlarından çıkarılmış ve haksız ambargolara maruz bırakılmıştır. Yıllardır sonuçlandırılmayan F-16 modernizasyonu ve ortak üretim programından çıkarıldığımız 5. nesil savaş uçağı F-35 kararları da göstermiştir ki, dönemsel ve fevri tepkiler sonucu alınan stratejik kararlar, Türk Milletinin güvenlik ihtiyaçlarını karşılamadığı gibi, geçen zaman zarfında bunun hızlı ikamesi de mümkün olamamaktadır. Stratejik savunma kararları, günlük siyasi gerilimlerin veya anlık diplomatik tepkilerin konusu değil; uzun vadeli devlet aklının ürünü olmak zorundadır.”
“MİLLİ SAVUNMA POLİTİKASI PROPAGANDA KONUSU DEĞİLDİR”
“İran’a saldırılarla başlayan ve Körfez bölgesine yayılan savaş da göstermektedir ki, Türkiye’nin ulusal savunma endüstrisinde iç siyasi gündemlerden ve hamasetten uzak, hızlı, etkin ve sürdürülebilir politikalar yaşamsal önemdedir. F-35 programından çıkarılmış bir Türkiye, yıllardır sonuçlandırılamayan F-16 modernizasyonu ve fiilen devreye sokulamayan S-400 sistemi de göstermektedir ki, Türkiye’nin ulusal savunma sanayisinden kaybettiği her gün ulusal güvenliğimiz için bir kayıptır; siyasi hamasete ve seçim kampanyalarına kurban edilen her çaba ulusal güvenliğimiz adına bir kayıptır. Geciken her proje, ertelenen her modernizasyon ve ulusal planlamaya dayandırılmayan her hamasi refleks Türkiye’nin caydırıcılığını doğrudan zayıflatmaktadır.
Tam da bu nedenle milletimiz hamaset değil, açıklık ve ciddiyet beklemektedir. Savunma politikası; propaganda konusu değil, devlet aklının ve kurumsal sorumluluğun alanıdır. Türk Milletinin beklentisi ve arzusu, en hızlı ve etkili biçimde hava savunma kapasitemizin ulusal ihtiyaçlarımızı karşılayacak noktaya ulaştırılmasıdır. Zira Türk Milletinin ve sınırlarımızın güvenliği; gündelik siyasetin propaganda aracı haline getirilmesinin ötesinde, gerçek ve ertelenemez bir ulusal varoluş sorununun bir parçasıdır.”
“MİLLİ SAVUNMA KURULUŞLARI STRATEJİK BAĞIMSIZLIĞIN DAYANAĞIDIR”
“1970’lerden bugüne Atatürk Cumhuriyetinin medarı iftiharı liyakatli mühendis ve askeri kadrolarımızın katkılarıyla yükselen ASELSAN, HAVELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN başta olmak üzere milli savunma kuruluşlarımız Türkiye’nin stratejik bağımsızlığının en güçlü dayanaklarından biridir. Bu kurumların bilgi birikimi, mühendislik kapasitesi ve insan kaynağı Türkiye’nin hava savunma mimarisini kurabilecek güçtedir.
Bugün yapılması gereken; bu kurumların kurumsal kapasitesini siyasal tartışmaların dışında tutarak, uzun vadeli bir ulusal hava ve füze savunma stratejisi çerçevesinde desteklemek ve hızla sonuç alacak şekilde güçlendirmektir. Türkiye’nin güvenliği; dışa bağımlı, parçalı ve gecikmiş savunma politikalarıyla değil, planlı, kurumsal ve milli kapasiteye dayalı bir stratejiyle sağlanabilir. Türk Milleti, sınırlarının güvenliği söz konusu olduğunda propaganda değil sonuç görmek istemektedir. Devletin görevi de tam olarak budur.”
kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz ve bizi twitter hesabımızdan takip etmeyi unutmayın ! https://x.com/havadiskolik
SEKTÖREL
07 Ekim 2026SEKTÖREL
07 Ekim 2026SEKTÖREL
07 Ekim 2026SEKTÖREL
07 Ekim 2026SEKTÖREL
07 Ekim 2026
1
Son dakika… AFAD duyurdu: Balıkesir’de korkutan deprem!
7222 kez okundu
2
Apple’dan çalışanlarına zam kararı
7016 kez okundu
3
İsrail, Yemen’in başkenti Sana’yı vurdu
6763 kez okundu
4
Maaş isyanı sendika kriziyle büyüdü… Sendika değiştiren işçiler kapı önünde!
6703 kez okundu
5
Çanakkale’de denizde mayın bulundu!
6618 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.