DOLAR 49,92830,08%
EURO 55,87120,06%
ALTIN 6.458,990,10
BITCOIN 3937365-2.70153%
İstanbul
16°

KAPALI

SABAHA KALAN SÜRE

Bülent Arınç’tan basın özgürlüğü çıkışı: Erdoğan’ın sözlerini hatırlattı

Bülent Arınç’tan basın özgürlüğü çıkışı: Erdoğan’ın sözlerini hatırlattı

ABONE OL
Ekim 26, 2026 14:10
Bülent Arınç’tan basın özgürlüğü çıkışı: Erdoğan’ın sözlerini hatırlattı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Eski TBMM Başkanı ve eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada gazetecilere yönelik yargı soruşturmalarına tepki göstererek basın özgürlüğü çağrısında bulundu.

Ev hapsinde bulunan gazeteci İsmail Saymaz’ın durumuna dikkat çeken Arınç, Saymaz’ın bir televizyon programına evinden katıldığı görüntüleri “trajik” olarak nitelendirdi.

Arınç, Saymaz’ın elektronik kelepçeyle evinden çıkamadığını ancak televizyon programlarına katılıp yazılarını sürdürebildiğini belirterek, “Bu durum beni gerçekten üzüyor ve utandırıyor” dedi.

ERDOĞAN’IN SÖZLERİNİ HATIRLATTI

Açıklamasında AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında kullandığı sözlere de yer veren Arınç, Erdoğan’ın “Ne mutlu ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var” ifadesini hatırlattı.

Arınç, bu yaklaşımın gazetecilerin eleştirileri, araştırmaları ve haberleri için de geçerli olması gerektiğini belirterek, “Yurttaşların haber alma özgürlüğünün bu tür uygulamalarla kısıtlanması kesinlikle kabul edilemez ve doğru değildir” ifadelerini kullandı.

“EN GENİŞ YORUMUYLA KULLANDIRDIK”

Arınç’ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklama şöyle:

“Ben, 2009-2016 yılları arasında beş yıl başbakan yardımcılığına ilâveten tüm medya ile ilişkilerden de sorumluydum. TRT, Anadolu Ajansı, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, RTÜK ve bağlantılı kuruluşlar hep bana bağlıydı. Onlarla ilkeler çerçevesinde dürüst ilişkiler kurdum. Selefim olan Devlet Bakanı Prof. Dr. Beşir Atalay döneminde çıkarılan Basın Kanunu her yönüyle mükemmeldi. Ben de o kanunun gerekçelerine uygun şekilde hareket etmeye çalıştım.

Bir taraftan da 1994 yılında çıkan RTÜK Kanunu’nun pek çok maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş, kanun adeta bütünlüğünü kaybetmişti. Bütün paydaşlarla birlikte 2012 yılında örnek bir RTÜK kanunu yaptık.

Burada esas olan, ceza kanunlarında özgürlükçü bir yaklaşımı benimsemektir. Bu özgürlükçü yaklaşımda eleştiri ile hakaretin farkını, haberlerdeki doğruluğu, dürüstlüğü ve etik anlayışı göz ardı etmemek gereklidir.

O sıralarda dikkatimi çeken bir gelişme oldu. Yurt dışındaki bazı basın kurumları bize bir liste göndererek 5 veya 6 civarındaki gazetecinin neden tutuklu olduğunu sordular. Benim kayıtlarımda böyle bir durum yoktu. Arkadaşlarıma, ‘Bu konuyu araştırın,’ dedim. Önümüze gelen liste beni ferahlattı; çünkü bu listede ismi geçen insanların, bir gazetenin veya haber ajansının muhabir kartını taşımaktan öte bir özelliği yoktu. Bunlar daha çok o zamanki terör örgütleriyle bağlantılı gazete veya haber sitelerinden gazeteci kimliği kartı almış insanlardı ve banka soygunu ya da gasp gibi adi suçlardan hükümlü veya tutukluydular.

Bunları yurt dışındaki kurumlara aktarınca bu açıklamadan çok memnun oldular; bizi tebrik ve takdir ettiler. Şimdi buradan günümüze gelelim.

Sadece Ergenekon sürecinde gazeteciler ve bilim insanları da yargılanmaya başlayınca, ben özellikle gazeteci olarak bildiğim Nedim Şener ve Mustafa Balbay’a doğrudan sahip çıktım. Bunların herhangi bir şekilde suçlanmaması gerektiğini söyledim. Aynı şekilde dört yıl içeride kalmış değerli bir bilim insanı olan Sayın Mehmet Haberal’a bu sürecin her aşamasında sahip çıktım. Bu haklı davranışımız geç de olsa karşılık buldu ve hepsi beraat etti.

“BEREKET Kİ AĞZI BANTLANMAMIŞ…”

Şimdi buradan şunu söylemek istiyorum: Geçtiğimiz günlerde bir haber kanalında Sayın İsmail Saymaz’a bağlanmışlardı. Sayın Saymaz evinden bazı konular hakkındaki düşüncelerini ifade ediyordu. Bu görüntü trajiktir: Yıllardır fikirleriyle objektif bir yazar ve gazeteci olan İsmail Saymaz, adli kontrol şartıyla evinden dışarı çıkamamaktadır. Bazı arkadaşları da maalesef cezaevindedir. Bu görüntü aynı zamanda komiktir; Sayın Saymaz ayaklarına takılan kelepçe yüzünden evinden dışarı çıkamıyor ancak bereket ki ağzı bantlanmamış, televizyona bağlanıp konuşabiliyor ve gazetesine yazılarını gönderebiliyor. Bu hâliyle Nasrettin Hoca’nın türbesi gibi dört tarafı açık ama kapısında büyük bir kilit var. Bu durum beni gerçekten üzüyor ve utandırıyor.

Bunun da ötesinde, gazeteciler görevlerini yaparken özgür, basın ise tam anlamıyla hür olmalıdır. Iktidarı desteklesin ya da muhalif olsun, toplum olarak bizlerin her görüşten gazetecinin doğru ve dürüst haberciliğine ihtiyacı vardır. Yurttaşların haber alma özgürlüğünün bu tür uygulamalarla kısıtlanması kesinlikle kabul edilemez ve doğru değildir.

Sayın Cumhurbaşkanımız geçtiğimiz günlerde yaptığı partimizin grup toplantısında konuşmasını ‘Ne mutlu ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var.’ cümlesiyle bitiriyor. Bu bakış açısı nazarı ile gazetecilerin de eleştirileri, araştırmaları ve haberleri anlayışla karşılamamız gerekmektedir.”


kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz ve bizi twitter hesabımızdan takip etmeyi unutmayın ! https://x.com/havadiskolik

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.