Avrupa Birliği’nin (AB) küresel rekabetteki konumunu güçlendirmek amacıyla üzerinde çalıştığı “Made in Europe” stratejisi, Türkiye’nin önünde en büyük ticaret ortağına ilişkin yeni bir belirsizlik alanı yarattı.
Türkiye’nin Avrupa üretim zincirindeki yerini tescillemek ile oyunun dışına itilmek arasındaki bu ince çizgi, uzmanlara göre bir ticaret başlığı olmaktan öte sanayi yapısını, rekabet gücünü ve kalkınma rotasını etkileyecek kritik bir eşiği simgeliyor.
Yerli üretimi teşvik etmeyi hedefleyen sanayi hamlesi yarın AB Konseyi’nde görüşülecek. Taslakta ürünlerin içeriğinin yüzde 70’e varan oranda “Avrupa malı” olması şartı öneriliyor. Bu eşik elektrikli araçlardan batarya hücrelerine, yeşil enerji teknolojilerinden çelik ve tekstile kadar uzanan geniş bir ürün yelpazesinde tedarik zincirini Avrupa coğrafyasına konsolide etmeyi hedefliyor. Türkiye’nin bu tanımın dışında kalması halinde üzere stratejik sektörlerin nasıl etkileneceği, Gümrük Birliği’nin bu süreçte Ankara’ya hukuki ya da siyasi bir koruma sağlayıp sağlamayacağı ve Türkiye’nin nasıl bir yol haritası izlemesi gerektiği temel soru başlıkları olarak öne çıkıyor.
‘BEDELİ AĞIR OLUR’
Paris Bosphorus Enstitüsü Başkanı Bahadır Kaleağası, konuyu 21. yüzyılın değişen paradigmaları üzerinden değerlendiriyor. Jeopolitikanın artık sadece askeri değil tedarik, teknoloji ve iklim güvenliğini de kapsadığını ve finans, teknoloji ve sosyoloji unsurlarının belirleyici olduğunu belirten Kaleağası, böyle bir ortamda AB’nin kısa vadeli korumacı politikalara yönelmesinin Türkiye’yi çok olumsuz etkileyeceği uyarısını yaparak “AB, dünyanın en geniş ticaret anlaşmaları ağına sahip güç olmaya devam ederken Türkiye ile Gümrük Birliği ise 90’ların koşullarında yapılmış ve artık çağdışı kalmış bir yapı. Müzakere gücümüzü artırmak için iç ekonomik ve siyasi reformları hızlandırmak zorundayız. Hazırlıksız yakalanmanın bedeli ağır olur. Ekonomiyi sarsabilecek sonuçlar doğar” diyor.
EN ÇOK OTOMOTİV ETKİLENECEK
EDAM Direktörü Sinan Ülgen ise Gümrük Birliği’nin siyasi ve hukuki avantaj sağlayacağını düşünüyor ve bu düzenlemenin Dünya Ticaret Örgütü kuralları çerçevesinde de ele alınması gerektiğini söylüyor. Aksi durumda ise başta otomotiv olmak üzere demir-çelik, alüminyum, çimento ve yapı malzemeleri gibi enerji yoğun sektörlerde Türkiye’nin ciddi bir rekabet dezavantajıyla karşı karşıya kalacağına dikkat çekiyor.
Türkiye AB’nin araç ithalatında ikinci, araç ihracatında üçüncü sırada yer alıyor; otomotivciler tetikte bekliyor. Renault Group Türkiye’nin eski CEO’su Hakan Doğu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “1996’dan bu yana AB otomotiviyle entegre olan bir pazardan böyle kovulmak kabul edilecek bir durum değil ancak geri dönüşü olmayan bir yola girildi. Artık Türkiye’nin yeni bir hikâye yazması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz ve bizi twitter hesabımızdan takip etmeyi unutmayın ! https://x.com/havadiskolik
SEKTÖREL
21 saat önceSEKTÖREL
4 gün önceSEKTÖREL
11 gün önceSEKTÖREL
11 gün önceSEKTÖREL
11 gün önce
1
Ukrayna’dan yola çıkan ilk tahıl gemisi, fiyatlarda düşüşü hızlandırdı
1544 kez okundu
2
Xiaomi’den LCD ekrana veda: Fiyatlar zamlanabilir
1297 kez okundu
3
Dolar ve Euro haftaya nasıl başladı?
1121 kez okundu
4
Döviz ve altını en çok seven iller belli oldu
969 kez okundu
5
ABD’nin enflasyon verisi sonrası piyasalar hareketlendi
943 kez okundu