DOLAR 48,77910,04%
EURO 56,02740,03%
ALTIN 6.875,570,14
BITCOIN 39697560.4456%
İstanbul
26°

AZ BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

Ekonomistler fonlarla risk alanın zararının kamu kaynaklarıyla kapatılmasına karşı

Ekonomistler fonlarla risk alanın zararının kamu kaynaklarıyla kapatılmasına karşı

ABONE OL
Eylül 21, 2026 04:12
Ekonomistler fonlarla risk alanın zararının kamu kaynaklarıyla kapatılmasına karşı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sermaye piyasası işlemlerine ilişkin yürütülen manipülasyon soruşturması ve 131 fonun tasfiye süreci devam ediyor. Ekonomi çevrelerinde tartışmalar; söz konusu krizin makroekonomiye etki edip etmeyeceği, yatırımcı davranışının nasıl şekilleneceği ve en çok da kamuya maliyeti üzerinde yoğunlaştı. Ekonomistler kamu bankalarının tasfiye sürecini yönetmesinin direkt olarak zararların kamuya devredildiği anlamına gelmediğini belirtse de “şeffaflıktan uzaklık” sorununa dikkat çekti. Emlak Katılım Bankası’nın Katılımevim ve Birevim’i satın alacak olması da zararların halkın sırtına yükleneceği yönündeki eleştirileri güçlendirdi.

HASSAS DENGE ÇAĞRISI

Konuyu sorduğumuz uzmanlardan Prof. Hayri Kozanoğlu da hassas denge gözetilmesi gerektiğini belirtti, Emlak Katılım ve TVF’nin alımlarına ek olarak “bu süreçteki rezerv satışları ve bol likidite pompalanmasının da bir zarar doğurması olası” dedi.

Arda Tunca, varlıkların gerçek değerlerinin üzerinde satın alınması, şirket zararlarının kamu bankalarının bilançolarına taşınması veya bu bankalara daha sonra bütçeden sermaye aktarılması durumunda maliyetin vergi mükellefine yükleneceğini, sürecin şeffaflığının son derece önemli olduğunu vurguladı. Tunca, “Sorumluların mal varlıklarına başvurulmayıp haksız kazançlar geri alınmadan kamu kaynaklarının devreye sokulması adaletsizliktir. Tasarruf sahiplerinin piyasa riskini üstlenmesi ile usulsüzlükten veya kamu otoritesinin denetim görevini yerine getirmemesinden kaynaklı zararlara maruz kalması aynı şey değil. Özel kazançların korunduğu, özel zararların ise toplumsallaştırıldığı bir düzen asla kabul edilemez” dedi. Ayrıca sermaye piyasasına güven azalırsa döviz ve altın talebinin artacağına; kur üzerindeki baskının artması ve rezerv kaybı riskinin enflasyonu olumsuz etkileyeceğine değindi.

Dr. Levent Dölek ise düğmeye basanın devlet değil MSCI olduğunun altını çizerek şöyle konuştu: “BİST bir tür kara listeye girebilir ve daha kuvvetli bir spekülatif atakla daha derin bir finansal çöküş tetiklenebilirdi. Bu şebeke devasa bir hacme ulaşırken zaten sistematik olarak küçük yatırımcıların dolandırılması üzerinden bir kaynak transferi gerçekleştiriyor yani topluma bir maliyet yüklüyordu. Şimdi devletin üstlendiği zararın vergilerle finanse edilmesiyle yeni bir maliyet daha ortaya çıkacak. Esasen borsa kurumu en şeffaf ve kurallı haliyle bile toplum üzerinde yük.”

GEÇ KALMANIN BEDELİ

Dr. Murat Kubilay, küçük yatırımcıların kayıplarının tüketimi bir miktar kısacağını ve yatırım yapmış ticari işletmeler açısından da sermaye kaybı oluşabileceğini belirtmekle birlikte ekonominin genelinde keskin bir etki beklemiyor. Kubilay, “Kamuoyuna çok geç yansısa da finansal piyasalarda zaten bilinen bir durum olduğu için bankalar ve diğer fonlar bu tip fonlardan uzak durmaya çalışmışlardı. Bu da yayılma etkisini azaltıyor. Bugüne kadar geç kalınmış olmasının bedelini ise hem yatırımcılar hem de piyasa ödemiş olacak” dedi.


kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz ve bizi twitter hesabımızdan takip etmeyi unutmayın ! https://x.com/havadiskolik

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.