DOLAR 43,0275 0.15%
EURO 50,6743 0.07%
ALTIN 6.047,501,38
BITCOIN 38130161.49258%
İstanbul

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Gözaltı, soruşturma, şiddet; yurt ve okul kapılarında kriz: Kampüslerde 2025

Gözaltı, soruşturma, şiddet; yurt ve okul kapılarında kriz: Kampüslerde 2025

ABONE OL
Ocak 2, 2026 04:38
Gözaltı, soruşturma, şiddet; yurt ve okul kapılarında kriz: Kampüslerde 2025
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Üniversite kampüsleri yalnızca dersliklerden ibaret olmadı; yürüyüşlerin, boykotların, ablukaların, soruşturma evraklarının ve adliye koridorlarının da adresine dönüştü. Öğrenciler bir yandan “kurtuluş sokakta” diyerek meydanlara yürürken, diğer yandan gözaltı tehdidi, disiplin soruşturmaları ve kampüs içi kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı. Basit bir pankart, bir slogan, bir buluşma çağrısı; yıl boyunca kimi kampüste kapıların kilitlenmesiyle, kiminde ters kelepçe görüntüleriyle, kiminde de yurt kapatmalarıyla karşılık buldu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yapılan operasyonların ardından üniversitelerde eylemler yapıldı, üniversitelerde akademik boykot dalgası büyüdü. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) Hacettepe’ye, Boğaziçi’nden İstanbul Teknik Üniversitesi’ne (İTÜ), İstanbul Üniversitesi’nden Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne (MSGSÜ) kadar birçok kampüste derslere girilmedi; yürüyüşler, forumlar ve şenlikler düzenlendi.

POLİS MÜDAHALESİ

İstanbul Teknik Üniversitesi’nde öğrencilerin “kayyum rektör” ifadesi gerekçesiyle açılan disiplin soruşturmalarına tepki gösterdiği eylemde güvenliklerin müdahalesi gündem oldu. Öğrenciler, pankart asmak isterken güvenlik görevlilerinin fiziksel müdahalesine maruz kaldıklarını, en az beş öğrencinin darp raporu aldığını anlattı.

Bir kadın öğrenciye tekme atıldığı ve bayıldığı, bir başka kadın öğrencinin arbede sırasında kıyafetinin yırtıldığı, yaşananın raporlara “cinsel taciz” iddiası olarak geçtiği ifade edildi. Öğrenciler, darp ve taciz iddialarıyla suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.

YÜZLERCE GENÇ GÖZALTINA ALINDI

2025’in kampüs ve okul bilançosu, yalnızca bir “öğrenci hareketliliği” değil, aynı zamanda yüzlerce gözaltı, devam eden soruşturmalar ve şiddet iddialarıyla örülü bir tablo olarak kayda geçti. Boğaziçi’nde 97, İstanbul Üniversitesi’nde 33 gözaltı, farklı kampüslerde ablukalar, kapı kilitlemeler, güvenlik müdahaleleri ve darp raporları. Yıl, öğrencilerin barınma ve beslenme krizleriyle mücadele ettiği, okullarda yasak ve protokol tartışmalarının yayıldığı, kampüslerin ise “normal”in parçası haline gelen güvenlik rejimiyle anıldığı bir tabloyla kapandı.

İstanbul Barosu, 19-29 Mart 2025 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşen kitlesel protestolara ilişkin yayımladığı rapora göre 10 günde 593 kişi gözaltına alındı, 238 kişi tutuklandı. Baro, sürecin bağımsız biçimde soruşturulması ve savunma hakkı önündeki engellerin kaldırılması çağrısı yaptı.

‘KABUL ETMİYORUZ, VAZGEÇMİYORUZ’

Yılın simge anlarından biri Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşandı. Üniversitede yılın en sert kırılma başlıklarından biri Nureddin Yıldız protestosu oldu. Çocuk evliliğini savunan ve Sosyal Doku Vakfı Başkanı gerici Nureddin Yıldız’ın üniversite kampüsünde konuşmacı olarak ağırlanması öğrenciler tarafından tepkiyle karşılandı.

Öğrenciler Yıldız’a karşı “Üniversitemizde istismarcılara yer yok” diyerek toplanarak Kuzey Kampüs’teki eylemlerinin ardından Hisarüstü’ne yürüyüşe geçti. Yürüyüşte “Kurtuluş sokakta, sandıkta değil” sloganları öne çıktı. Protesto sırasında kampüse çevik kuvvetin girmesiyle gerilim tırmandı, öğrencilere müdahale edildi. İstanbul Valiliği, 39’u kadın 58’i erkek toplam 97 öğrencinin gözaltına alındığını açıkladı.

Boğaziçi’nde yıl yalnızca eylemlerle değil, yönetim kararlarıyla da gerilimli geçti. Dr. Volkan Çıdam’ın sözleşmesinin tüm kriterleri yerine getirdiğini belirtmesine karşın yenilenmemesi “akademik kıyım” tartışmasını büyüttü. Çıdam, kararı yargıya taşıdığını açıklarken yaşananların siyasi arka planı olduğuna dikkat çekti. Ayrıca Doç. Dr. Esra Mungan’a getirilen beş yıllık kampüs yasağı kararı, üniversite bileşenleri arasında tepki yarattı. Mungan, “Bedenimizi ve fikirlerimizi pasifize edemezler” dedi. Üniversiteye bağlı kreş biriminde öğretmenlerin “sürgün” edildiği, sendikalı çalışanların işten çıkarıldığı iddiaları; kampüs içindeki gerilimin yalnızca öğrenci hattıyla sınırlı kalmadığını gösteren bir başka başlık olarak öne çıktı.

DİRENİŞ SÜRÜYOR

28 Aralıkta sosyal medya hesabında paylaşımda bulunan akademisyenler şu ifadeleri kullandı: “Kamuoyuna ilkelerimizin arkasında olduğumuzui insan haklarına, bilimsel düşünceye saygılı, demokratik bir üniversite ortamı kurulana kadar bu direnişten vazgeçmeyeceğimizi yeniden ve ilk günkü kararlılığımızla duyurur, bu mücadeleyi öğrencilerimize, mezunlarımıza, tüm topluma olan borcumuz olarak gördüğümüzü yinelemek isteriz. Türkiye’de özgür, özerk, demokratik ve katılımcı ilkelere dayalı bir üniversite ideali gerçekleşene kadar, kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz.

BARINMA VE BESLENME KRİZİ

Boğaziçi’nde Hamlin Hall yurdunun dersliklere dönüştürülmesi; Marmara Üniversitesi’nde Dragos ve Göztepe kampüslerindeki yurtların yaz döneminde kapatılması öğrencileri yeni bir barınma mücadelesine sürükledi. Öğrenciler, başvuruların açılmaması, “yer var ama tanıdığı olana” iddiaları ve son dakika taşınmalarla mağduriyet yaşadıklarını anlattı. İstanbul Üniversitesi’nde sınav haftasında yemek hizmetlerinin kısıtlanması ise “beslenme hakkı” tartışmasını büyüttü. Öğrenciler “Ya dışarıda pahalı yemek yiyeceğiz ya aç kalacağız” diyerek tepkilerini dile getirdi.


kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz ve bizi twitter hesabımızdan takip etmeyi unutmayın ! https://x.com/havadiskolik

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.