Resmi verilere göre Hatay’da yaşamını yitiren yurttaş sayısı en az 21 bin, yaralı sayısı 30 bin. Kahramanmaraş’ta en az 12 bin 600 kişi yaşamını yitirdi. 9 bin 200 kişi yaralandı. En az 8 bin 500 kişinin yaşamını yitirdiği Adıyaman’da ise 18 bin kişi yaralı olarak depremden etkilendi. İktidar tarafından 27 Aralık itibarıyla 450 bin TOKİ’nin teslimi yapıldığı açıklansa da Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Kahramanmaraş ve Hatay Depremleri Yeniden İmar ve Gelişme Raporu’na göre bugüne kadar gerçekleştirilen kura törenleri sonucunda toplam 433 bin 667 konut ile 21 bin 690 işyerinin kurası tamamlandı. Ancak anahtar teslimi yapılan birçok konut, altyapı yetersizliği nedeniyle yaşamsal ihtiyaçları karşılamaktan uzak. Üç yıl geçmesine karşın 360 binden fazla insan konteyner kentlerde yaşam mücadelesi veriyor.
SORUNLAR İÇ İÇE
Barınma sorununu tetikleyen unsurlardan biri TOKİ’lerin altyapı sorunları olurken diğer bir sorun ise özellikle Hatay ve Adıyaman’da ekonomik döngünün eski haline gelememiş olması. Deprem bölgesinde eğitim koşulları da hem öğrenciler hem de öğretmenler açısından 6 Şubat öncesinin şartlarından uzakken depremzede yurttaş açısından sağlığa ulaşım da kısıtlı. Yurttaşın öncelikli sağlık ihtiyaçlarını karşılayan onlarca Aile sağlık merkezinin (ASM) yıkıldığı bölgede yeniden yapılan ASM sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.
Depremzede yurttaşların bir diğer sorunu ise deprem davalarında yargılamaların ağır ve “cezasızlık algısı” yaratan biçimde ilerlemesi. Binlerce binanın yıkıldığı depremde, deprem davaları kapsamında cezaevinde bulunan kişi sayısı yalnızca 60’ı hükümlü olmak üzere 208. Öte yandan psikolojik desteğin yetersiz kaldığı bölgede yurttaşlar, yaşadıkları acı ve hissettikleri adaletsizlik duygusuyla başa çıkmakta zorlanıyor. Depremin üçüncü yıl dönümünde, depremi yaşayan uzmanlar, bölgeyi ve bölge insanının son durumunu Cumhuriyet’e değerlendirdi.
YURTTAŞIN ‘REZERV ALAN’ ÇİLESİ
Deprem sonrası yeniden düzenlenen 6306 sayılı kentsel dönüşüm yasasına eklenen “rezerv alan” uygulaması, başta Hatay olmak üzere tüm deprem bölgelerinde yurttaşların anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkını yaralıyor ve daha birçok alanda ciddi hak kayıplarına yol açıyor. İlgili yasaya eklenen düzenleme ile yurttaşların mal sahibi olduğu yerler kamulaştırılabiliyor. Türkiye’nin yüzde 89’unun afet riski altında olduğunu belirten hukukçu Cihat Açıkalın, “Bu yasa, afet riski gerekçesiyle neredeyse tüm ülkede mülkiyet sistemini dayatan ciddi bir politik silah” uyarısında bulundu.
‘NASIL ÖDEYECEKLER?’
Hatay ve tüm deprem bölgesinde yapılan rezerv alan uygulamasıyla belirsiz borçlanmaya sokulan depremzedelerin ileride önlerine konacak borç bedellerini ödeyemeyeceğini söyleyen avukat Açıkalın, “Çünkü, tüm uyarı ve taleplere rağmen bina maliyet hesabına ‘alt yapı maliyetleri, enkaz kaldırma ve moloz depolama maliyeti, proje çizim ve danışmanlık maliyeti, zemin etüdü ve iyileştirme maliyeti dahil olacak’ şekilde hesaplanacağı, 6306 sayılı yasanın 21 Mayıs 2024 tarihli uygulama yönetmeliğinde hükme bağlandı” dedi.
Yurttaşın ödemekle sorumlu olduğu kısma yönelik “Faiz alınmasın” talebinin de yanıtsız kaldığını söyleyen avukat Açıkalın, “Tüm bunların sonucu olarak adeta Osmanlı Devleti döneminde olduğu gibi bir reaya sistemi yeniden hayata geçmiş ve yurttaşlar kendi malının kiracısı konumuna gelmiştir” ifadelerini kullandı.
ADALET ENKAZ ALTINDA
“Depremin üzerinden üç yıl geçti. Bugün geldiğimiz noktada ne yazık ki ‘adalet’ hâlâ büyük ölçüde gecikmiş durumda” diyen Adalet Peşinde Aileler Platformu üyesi ve kayıp yakını Döne Kaya, “Açılan davaların önemli bir kısmı ya eksik soruşturmalarla ilerliyor ya da halen soruşturma aşamasında sürüncemede bırakılıyor. Üç yıla rağmen iddianamesi düzenlenmemiş dosyalar, bilirkişi raporu beklediği için ilerleyemeyen davalar ve kamu görevlilerinin yargı denetimi dışında bırakıldığı dosyalar mevcut” dedi.
‘SORUMLULUK DARALTILIYOR’
Firari sanıklara ilişkin yakalama kararlarının etkili biçimde uygulanmadığını söyleyen Kaya, “Bunun yanında bazı binalara ilişkin dosyalar, sorumluluk zinciri daraltıldığı için ya hiç açılmadı ya da yalnızca alt düzey faillerle sınırlı kaldı. Ruhsat veren, denetlemeyen, göz yuman kamu görevlilerinin büyük bölümü hakkında ise soruşturma izni engeline takılan dosyalar ilerlemiyor” ifadelerini kullandı.
‘SİSTEMATİK ENGELLEME’
Mevcut tablonun, deprem yargılamalarındaki sorunun münferit aksaklıklardan değil, kurumsallaşmış gecikmeler, cezasızlık riski ve sorumluluktan kaçınma pratikleriyle şekillendiğini ortaya koyduğunu belirten Kaya, “Bu nedenle bugün geldiğimiz yer, adaletin tecelli ettiği bir nokta değil, adaletin ertelendiği, hatta bazı dosyalarda fiilen askıya alındığı bir aşamadır” diye konuştu.
Deprem davalarında diğer yapısal sorunun da kamu görevlilerinin yargı önüne çıkarılmasına ilişkin sistematik engelleme olduğunun altını çizen Kaya, “Üç yıl geçmesine rağmen Hatay ve Adıyaman başta olmak üzere birçok ilde, yıkılan binalarla ilgili kamu görevlileri hakkında hâlâ soruşturma izni verilmemiş dosyalar var” uyarısında bulundu.
ETKİLERİ BUGÜN DE HİSSEDİLİYOR
“Geçen zamana rağmen, depremzedelerin yaşadığı ruhsal yük hâlâ gündelik hayatın bir parçası olmaya devam ediyor” diyen Hatay Akademik Psikologlar Derneği Başkanı Doğan Kuş, “Bugün karşılaştığımız tablo, travmanın bitmediğini sadece daha sessiz, daha görünmez bir hal aldığını gösteriyor. İnsanlar artık yaşadıklarını yüksek sesle anlatmıyor ama bedenleri ve duyguları bu yükü taşımayı sürdürüyor” tespitinde bulundu.
YALNIZLAŞMA…
Birçok depremzede için temel sorunun, güvende hissetme duygusunun kaybolması olduğunu belirten Kuş, “Barınma, iş ve gelecek planları konusunda yaşanan belirsizlik, sürekli bir tedirginlik halini besliyor. Bu durum zamanla umutsuzluğa, içe kapanmaya ve hayattan geri çekilmeye yol açıyor. Yaşananlar geride kalmış gibi görünse de etkileri bugün de hissediliyor” dedi.
Toplumsal ilişkilerde de belirgin bir kırılmanın söz konusu olduğunun altını çizen Kuş, “İnsanlar destek aramakta zorlanıyor ya da artık destek bulamayacaklarına inanıyor. Bu yalnızlaşma, ruhsal sorunların derinleşmesine neden oluyor” ifadelerini kullandı.
Bu süreçten en fazla etkilenenlerin ise çocuklar, kadınlar ve kırılgan gruplar olduğunu söyleyen Kuş, sözlerine şöyle devam etti: “Çocukların korku ve kaygı düzeyleri artmış durumda; yetişkinler ise kendi yükleriyle baş etmeye çalışırken çocukların ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Ekonomik ve sosyal imkânları sınırlı olan kesimler için bu ruhsal yük çok daha ağır hissediliyor.”
BİNLERCE ÖLÜM, 60 HÜKÜMLÜ
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un 1 Kasım 2025’te açıkladığı verilere göre, 11 ilde 2 bin 380 kişi hakkında depremle ilgili ceza soruşturması açıldı. Binlerce bağımsız birimin yıkıldığı deprem bölgesinde 148’i tutuklu, 60’ı hükümlü olmak üzere yalnızca 208 kişi tutuklu bulunuyor. Öte yandan idari yargı ile ilgili deprem bölgesinde 116 bin 696 dava açıldı. 83 bin 321 davada idari yargıda ilk derecede karar verildi. 26 bin 493’ü istinafa intikal etti. 19 bin 592’si bölge idare mahkemesinde istinafta karara bağlandı. 40 bin 270 derdest dosya bulunuyor.
kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz ve bizi twitter hesabımızdan takip etmeyi unutmayın ! https://x.com/havadiskolik
SEKTÖREL
4 gün önceSEKTÖREL
4 gün önceSEKTÖREL
7 gün önceSEKTÖREL
8 gün önceSEKTÖREL
8 gün önce
1
Bahçeli evlerdeki inşaat işçi çöken merdivenin altında kaldı
5026 kez okundu
2
Adana’da oğlu gözaltına alınan gazi, olay yerinde ne olduğunu anlamaya çalışırken saldırıya uğradı.
5018 kez okundu
3
Murat Susam ile Güzelliğin Adresi: Blonde Bayan Kuaförü
4880 kez okundu
4
Erdoğan hidroelektrik santrallerinin açılışında duyurdu: Tarım Kredi’de kırmızı ete indirim
3967 kez okundu
5
İzmir’de maymun paniği
3966 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.