Eski TBMM Meclis Başkanvekili Uluç Gürkan Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.
– MHP lideri Devlet Bahçeli “PKK’nın kurucu önderliği, 27 Şubat’tan itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu” dedi ve DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar buna saygı gösterilmesini istedi. Nedir verilen mesaj, ikinci çözüm süreci nereye gidiyor?
Bahçeli 2025 Mayıs’ta da “Her şeyin bir vakti vardır. O vakit hızla yaklaşmaktadır. O vakit Türkiye yüzyılıyla simgelenmekte, yeni bir milli kimlik ve kardeşlik asrıyla tebarüz etmektedir” demişti. “Yeni milli kimlik inşa etmek” ölümcül bir ifade. Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa ettiği üniter ulus devlet yapısının reddi anlamına gelir. Yeni bir milli kimlik dediğiniz zaman Türkiye’yi etnik ve dini inanç farklılıklarına dayalı, çok uluslu bir millet düzenine açacaksınız demektir. Nitekim Bahçeli “Cumhurbaşkanı yardımcılarından biri Alevi, biri Kürt olsun” derken inşa etmek istedikleri yeni kimliğin temelini de ortaya koymuştu. Buna Erdoğan da “Türk, Kürt, Arap” ifadesiyle katkı vermişti. Suriye Özel Temsilcisi, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da “Osmanlı millet sistemi”nden söz ediyor. Şu an açılım sürecinin sürüklendiği istikamet o. Bu gün Suriye’de de çok uluslu Osmanlı millet sistemi kuruluyor.
‘HEDEF HİÇBİR ZAMAN DEĞİŞMEDİ’
– Suriye’de ortaya çıkan tablonun Türkiye ile nasıl bir bağlantısı var?
Suriye’de kurulan yapı, Türkiye’de emsal olarak ortaya konulacak. Sevr Türklerin, Balkanlardan sonra Anadolu’dan da sürülmesiydi. Türklere Çankırı, Kastamonu, Ankara’da küçük bir bölgede bırakılıyordu. Sevr imzalandığında dönemin İngiltere Başbakanı Lloyd George, ABD Başkanı Wilson’a çektiği telgrafta “Tarihi bir görevi yerine getirdik, Türkleri Anadolu’dan sürdük” diyor. Wilson’ın yanıtı “Orada zaten çok kaldılar”. Bugün görüyoruz ki bu hedef hiçbir zaman bitmedi.
– SDG küçük bir alana sıkıştı, yorumlar Şam’ın birliği sağlayacağı yönünde…
– Özellikle Suriye’den sonra BOP hayalinin artık sona erdiğine yönelik yorumlar arttı, siz katılmıyor musunuz?
Bu yeni bir yaklaşım değil. Rahmetli Özal bir koyup üç almaktan bahsetmişti.
– Nedir “bir koyup üç alma”nın anlamı?
Bir koyacağı Güneydoğu’ydu, üç alacağı Irak’ın, Suriye’nin ve İran’ın kuzeyindeki Türkiye sınırında Kürtlerin yaşadığı bölge. Ben buna 21. yüzyıl Sevr’i diyorum. Özal’ın deyimiyle bir koyup üç almıyorsunuz. Üç aldım derken o biri de kaybediyorsunuz. Antalya’ya İtalyan gelmiyor, İstanbul’a İngiliz yerleşmiyor, İzmir’e Yunan girmiyor, Güneydoğu’ya Fransız ayak basmıyor ama bütün Güneydoğu elden gidiyor. Buna Sevr paranoyası deyip geçiyorlar, bu bir paranoya değil.
‘BAKIRHAN KÜRT DEVLETİ HAYALİNİ ANLATIYOR’
– DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan da “Zaman, yüz yıllık kölelik dayatmasına karşı yüz yıllık özgürlüğü kazandıracak Kürt Ulusal Birliğini sağlama zamanıdır. Şimdi tüm parti ve hareketler, sokakta, meydanda ortaya çıkan ulusal ruhu ulusal birlikle taçlanmalıdır” dedi. Bu ifadeler sizin dikkat çektiğiniz tehlikeyi mi destekliyor?
Bakırhan’ın sözleri Irak, Suriye, İran ve Türkiye’deki Kürt topluluklarının bir araya getirilmesi hedefini, büyük Kürt devleti hayalini anlatıyor. Bunu “yeni bir milli kimlik”, “Kürt ve Alevi cumhurbaşkanı yardımcıları” ifadeleriyle birlikte düşündüğünüzde büyük bir tehlikeye çanak tutuluyor. Erdoğan’ın niyeti de ortada. Ben “Türk, Kürt, Arap” derken Suriyeli sığınmacıları kastettiğini sanmıyorum. Hedef Türkiye’yi bir Osmanlı hayaline ulaştırmak.
‘KİMLİK SİYASETİ AYRIŞTIRIR’
– Çözüm süreci başladığından beri etnik kimliklere fazlasıyla vurgu yapılıyor. Bu “birliktelik” ve “barış” sözlerinin tersine ayrıştırmayı mı körüklüyor?
Kimlik siyaseti, beraberinde çok ulusluluğu getirir. O da her halükarda ayrımcılığı körükler. Çünkü kimlik siyaseti insanları birbirinden ayrıştırır, birbiriyle kavgaya yöneltir. Bu açılım süreci, yaratılan umut ve yaşanan hayal kırıklığıyla müthiş bir duygusal kopuş getirdi.
– Kim kopuyor?
Türkiye’de yaşayan, etnik kökeni Kürt olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ciddi bir duygusal kopuş içinde. Şu sorunun cevabını isteyen versin, “Türkiye şu an bir spor dalında, tribünlere asker doldurmadan Diyarbakır’da veya Hakkari’de ulusal maç oynatabilir mi?”. Bu telafi edilmesi gereken duygusal bir kopuş.
– Uzun yıllar birçok farklı metotlarla defalarca Türk/Kürt ayrışması yaratılmaya çalışıldı ancak başarılı olunamadı. Bugün farklı mı?
Şu an başarılma yolunda çok büyük mesafe kaydedildi. Bir arada yaşama iradesi zedelenmeye çalışılıyor. PKK kendini feshederken cumhuriyete etmedik laf bırakmadı ve bu konuda ne MHP’den ne AKP’den ciddi bir itiraz geldi.
Cumhur İttifakı terörist başı Öcalan’ı kurucu önder ilan ederek siyasi muhatap haline getirdi. Oysa biz 2002’de Öcalan’ı AKP’ye İmralı’da ömür boyu hapse mahkum bir hükümlü olarak teslim etmiştik.
– Bahçeli en son “Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” dedi. MHP sürekli el yükseltirken Erdoğan’dan neden hiç net ifadeler duymuyoruz?
Çünkü bu süreçte AKP’nin niyeti çözüm değil. Onlar sadece Erdoğan’ın siyasi yaşamının devamlılığıyla ilgili. Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi belli koşullara bağlı. Bir; erken seçim, iki; anayasada yapılacak değişiklik ve bence erken seçim için MHP’ye tam güvenemiyorlar.
‘BAHÇELİ’NİN TARİFİNE GÖRE ERDOĞAN ADAY OLAMIYOR’
– Bahçeli ısrarla seçimin zamanında yapılacağını söylüyor. Diğer yandan kamuoyunda Bahçeli’nin her an “seçim” çıkışı yapabileceği beklentisi var. Erdoğan bu anlamda mı güvenmiyor?
Bahçeli bir yandan erken seçime “hayır” derken diğer yandan seçimin zamanında yapılacağını söylüyor ve Bahçeli’nin bu tarifine göre Erdoğan aday olamıyor. Bu nedenle Erdoğan DEM Parti’yi bir anlamda güvence altına almaya çalışıyor. Bunun için de bazı “prestij ödülleri” söz konusu.
– Nedir “prestij ödülleri”?
Bahçeli’nin seslendirdiği biçimiyle örneğin Öcalan’a umut hakkı bir prestij ödülü oluyor. Meclis’e gittiğimde hem aktif siyasette olan AKP’lilerle hem de birlikte görev yaptığımız insanlarla konuşuyorum. Onlar, dillendirilenlerin DEM seçmenini tatmin etmeyeceği görüşünde.
‘DEVLETE ORTAK OLMA UMUDU VERİLDİ’
– Terörist başı Öcalana’ın umut hakkından yararlandırılma ihtimali dahi tatmin etmiyor mu, neden?
Çünkü büyük umutlar yaratıldı, yaratılan umut bir devletin ortağı olma yolundaydı. Beklenti o noktaya gitti.
‘MİLLİYETÇİ BLOK’ RİSKİ
– Erdoğan bu beklentilerin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını bildiği için mi sessiz?
Erdoğan sessiz ama “hayır” da demiyor. Çünkü temkinli, bunun siyasi risklerini görüyor. Öcalan’a umut hakkı verilmesinin toplumda yaratacağı tepkiyi biliyor. AKP çevreleri milliyetçi blok riskini hesap ediyor.
– Erdoğan için “hayır da demiyor” dediniz. Diğer nedeni de DEM Parti’den anayasada destek beklentisi mi?
Tabii. Erdoğan’ın atabileceği adım en fazla Öcalan konusunda tecridin hafifletilmesi ve iletişim imkanlarının genişletilmesi.
‘AKP ZAMAN KAZANIYOR’
– DEM bunu yeterli görmeyecekse anayasa masasına nasıl oturacak?
DEM değil ama Öcalan umut hakkı yerine tecridin hafifletilmesi ve iletişim imkanlarının genişletilmesini yeterli bulur. Yalnız bununla AKP anayasa masasına Kandil’i çekemez ama DEM kendi içinde ayrışır. Üzerine Selahaddin Demirtaş’ın serbest bırakılması herkeste bir rahatlık yaratır. AKP için zaman kazanmak önemli.
‘ERDOĞAN’IN SON KOZU’
– Demirtaş çıkarsa partinin başına geçebilir mi?
Ben Demirtaş’a siyaset izni verileceğini sanmam. Bu noktada Erdoğan’ın iki kozu var. Bir; DEM tarafına, “Ben yeniden seçileyim. Şu an risk, isteklerinizi tekrar seçildiğimde yaparım” sözü verir. DEM buna güvenir mi bilemem. İkinci kozu da Erdoğan son anda cumhurbaşkanının parti lideri olmasından vazgeçer. Anayasadaki değişiklik de sadece bununla ilgili olur. Daha önce yaptığı gibi sistemin değiştiğini savunarak süresini bir kez daha uzatır. Son kozu bu olabilir.
– Parti başkanlığı ile cumhurbaşkanlığının ayrılmasına Meclis desteği nasıl olur?
Bununla ilgili bir anayasa değişikliğine “hayır” demek pek mümkün değil. CHP’yi düşünün, yıllarca partili bir cumhurbaşkanı olamayacağını anlattı. Karşı durması ciddi sorun yaratır. Ancak bunu topluma çok iyi anlatarak “hayır” diyebilirler ki bu da çok zor.
– Peki DEM Parti onay verir mi, vermezlerse ikinci çözümde rol alanlar önceki çözüm sürecindeki gibi yargılanır mı?
Pekala olabilir. Birinci süreçle ikinci süreç arasında şöyle bir fark var: Birinci süreç çözüm amaçlıydı, yapılanlar kamuoyu ile paylaşılıyordu, bizler biliyorduk. Bugünkü terörsüz Türkiye sürecinde DEM Kürt kimliğiyle anayasaya girmek, Erdoğan ise tekrar seçilmek istiyor. Burada siyasi boyut yok. Taraflar var. CHP’nin Türkiye’nin genel demokratikleşme sorunu yaklaşımı görmezden geliniyor. İlk çözüm sürecinde HDP’liler yargılanırken örneğin Efkan Ala da kızağa çekilmiş, tekrar göreve yıllar sonra getirilmişti. Ben çözüm arayışından çok uzakta olduklarını ve iki taraflı daha ileri hedefler ortaya konduğunu görüyorum.
– Bir de o zaman Bahçeli çok net karşıydı…
Bahçeli’nin ne zaman ne yapacağından kimse emin olamaz. 5 Temmuz 2002 günü gazeteciler Bahçeli’ye sorsaydı, “Koalisyon sağlam devam ediyor” derdi. 6 Temmuz günü bana sorsaydınız “Bahçeli Ecevit’in yanında çok sağlam duruyor” derdim. Ama 7 Temmuz’da bir şey oldu ve Bahçeli birdenbire “erken seçim” dedi. Başka bir örnek; 2015 seçimlerinde AKP sayısal dengenin altında kaldı. Kılıçdaroğlu Bahçeli’ye “Gel, başbakan ol” teklifi yaptı ama Bahçeli oralı olmadı. Daha sonra başkanlık sistemini kötüleyip Erdoğan’ı yerin dibine sokarken “Erdoğan anayasaya uymuyor, biz anayasayı ona uyduralım” diye bu kez de Başkanlık sisteminin yolunu açtı. Şimdi baktığınızda Bahçeli’nin bu U dönüşleri hangi hesaba göre?
‘NEREDEN İLHAM ALIYOR BELLİ DEĞİL’
– Hangi hesaba göre?
Doğrultu tutarlılığı yok, olsa “İyi siyaset yapıyor” deriz. Ama U dönüşlerle yapıyor. Şimdi bugün de U dönüşü yapar mı, yaparsa ne zaman yapar… Yarın yaparsa sürpriz olmaz. Yapmazsa da sürpriz değil. Nereden, nasıl ilham alıyor bilmiyorum ama yapacağı hiçbir şey bana sürpriz değil.
– Sürece ve Bahçeli’nin duruşuna rağmen Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’e kent uzlaşısı davasında 6 yıl 3 ay mahkumiyet verildi. Bu görüş farklılığına ilişkin bir işaret sayılır mı?
Devlet bürokrasisi içinde de ciddi ayrışmalar var. Bana göre özellikle verilen cezada AKP’nin etkin olan yaklaşımı “Bir şeyler yapın ama kontrolü kaybetmeyin” yönünde. Yani bir kontrol vurgusu öne çıkarılıyor. Ama bu karar istinafta bozulabilir. Bugüne kadar uyum halinde oldular.
‘MİLLETVEKİLİ EMEKLİ MAAŞI ALMAMALI’
– Milletvekilleri sözleri ve transferleriyle olduğu kadar maaşlarıyla da gündemde. Eski bir parlamenter olarak milletvekili maaşının yetmemesinin gerçekliği var mı?
Ben 1991’de milletvekili olduğumda maaşım, gazetecilikte kazandığımın üçte birine düştü. Türkiye’de en düşük maaş ile en yüksek maaş arasındaki fark hiçbir zaman 7 katı geçmemeli. Eğer hükümet asgari ücret ve en düşük emekli maaşında daha iyisini yapamıyorsa milletvekili maaşı konusunda gerekeni yapmalı. En büyük haksızlık da emekli olan milletvekillerinin ayrıca emekli maaşı da alıyor olmaları. Bizim zamanımızda milletvekili emekli ise emekli maaşının yarısını alırdı. Hatta biz bu duruma “adaletsiz” diyerek karşı çıkmış ve DSP olarak yarısı verilen emekli maaşının da iptal edilmesini istemiş, milletvekillerinin emekli maaşını hiç almaması için önerge vermiştik. Tabii komisyon gündemine bile alınmadı. Sonra yarımı da tam maaşa çevirdiler.

PORTRE
1945’te Şanlıurfa’da doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Cumhuriyet ve Dünya Gazeteleri yazarı, Anka Ajansı, Sabah, Güneş Gazeteleri temsilciği, ve genel yayın yönetmenliği yaptı. Üniversitelerde dış politika ve medya-siyaset ilişkisi alanlarında dersler verdi. DSP’den 19, 20 ve 21. dönem Ankara Milletvekili seçildi. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubu ile Batı Avrupa Birliği Asamblesi başkanlıkları yaptı. TBMM Başkanvekilliği görevinde bulundu.
kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz ve bizi twitter hesabımızdan takip etmeyi unutmayın ! https://x.com/havadiskolik
SEKTÖREL
6 gün önceSEKTÖREL
6 gün önceSEKTÖREL
10 gün önceSEKTÖREL
11 gün önceSEKTÖREL
11 gün önce
1
Bahçeli evlerdeki inşaat işçi çöken merdivenin altında kaldı
5028 kez okundu
2
Adana’da oğlu gözaltına alınan gazi, olay yerinde ne olduğunu anlamaya çalışırken saldırıya uğradı.
5020 kez okundu
3
Murat Susam ile Güzelliğin Adresi: Blonde Bayan Kuaförü
4884 kez okundu
4
Erdoğan hidroelektrik santrallerinin açılışında duyurdu: Tarım Kredi’de kırmızı ete indirim
3969 kez okundu
5
İzmir’de maymun paniği
3968 kez okundu