Devrim Muhafızları Ordusu içinde ülke dışındaki askeri-istihbari operasyonlardan sorumlu Kudüs Gücü’nün komutanı olarak resmi pozisyonunun çok ötesinde askeri, hatta bazı zamanlarda da siyasi bir figür olarak görülen Süleymani, İran’ın Orta Doğu’daki politikalarının da baş mimarı olarak biliniyordu.
Süleymani, ülkenin güvenlik politikalarının belirlenmesinde de en büyük etkiye sahip isimlerin başında geliyordu.
SURİYE, IRAK, LÜBNAN VE YEMEN GİBİ ÜLKELERDE İRAN’IN NÜFUZUNU GENİŞLETTİ
Kasım Süleymani, 1998’de başına geçtiği Kudüs Gücü’nün bölgedeki etkisini büyük oranda artırdı ve Suriye başta olmak üzere Irak, Lübnan ve Yemen gibi ülkelerde İran’ın nüfuzunu genişletti.
Süleymani, Kudüs Gücü’nün etkinliğini, özellikle Suriye’deki iç savaş sürecinde bu ülkeye Beşşar Esed rejimi safında savaşmak üzere getirdiği yabancı milisler üzerinden artırdı.
Süleymani Suriye’de yakın ilişki içinde olduğu Esed rejimine karşı başlayan iç savaşta, Esed’in yanında savaşmak üzere Afganistan’dan, Irak’tan, Lübnan’dan hatta Pakistan’dan Şii milis güçlerini Suriye’ye gönderdi. Süleymani, 2011’de başlayan iç savaş boyunca Esed rejiminin en önemli destekçilerinden biri oldu.

FÜZEYLE HEDEF ALINDI
Dönemin Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi’nin daveti üzerine Bağdat’a giden Süleymani’nin konvoyu, 3 Ocak 2020 Cuma günü sabaha karşı yerel saatle tam 01.20’de ABD ordusuna ait silahlı insansız hava aracından (SİHA) ateşlenen füzeyle hedef alındı.
Saldırıda, Süleymani ve İranlı subayların yanı sıra Irak Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’in de aralarında bulunduğu 5 Iraklı ile toplam 10 kişi hayatını kaybetti.
SÜLEYMANİ’NİN ÖLDÜRÜLMESİ TOPYEKÜN SAVAŞ ENDİŞESİNE YOL AÇTI
ABD Başkanı Trump, “binlerce ABD askerinin ölümünden sorumlu” dediği Süleymani’yi öldürme emrini kendisinin verdiğini açıklarken saldırı, İran’da öfke ve intikam çağrılarıyla karşılık buldu. İran’da 3 günlük yas ilan edildi.
İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve askeri yetkililer başta olmak üzere üst düzey İranlı yetkililer, ABD’den intikam alacaklarını açıkladı.
İran lideri Hamaney, aynı gün Süleymani’nin halefi olarak yardımcısı Tuğgeneral İsmail Kaani’yi Kudüs Gücü Komutanı olarak atadı. Irak’ta Washington ile Tahran arasında bir süredir devam eden gerginlik, Süleymani’nin öldürülmesiyle adeta patlama noktasına geldi.
İran’ın saldırıya karşılık vermesinden endişe edilirken başta Türkiye olmak üzere birçok ülke tarafları sağduyuya çağırdı.

SÜLEYMANİ’NİN, BAE VE SUUDİ ARABİSTAN İLE GERGİNLİĞİ AZALTMAK İÇİN GÖRÜŞMELER YAPTIĞI İDDİASI
ABD Başkanı Trump, Süleymani’nin bölgedeki dört ABD Büyükelçiliğine saldırı düzenlemeyi planladığı için öldürüldüğünü öne sürdü.
Dönemin Irak Başbakanı Abdülmehdi ise Süleymani’nin kendisine İran’dan Suudi Arabistan’a bir mesajı iletmek için Bağdat’a davet edildiğini ve Suudi Arabistan ile İran arasındaki ilişkilerin düzeltilmesi için Irak tarafından yürütülen arabuluculuk girişimleriyle ilgili Tahran’dan bir mesaj iletmek için ülkeye geldiğini söyledi.
ABD’nin New York Times gazetesi de 14 Şubat 2020’de yayımladığı ve ABD’li istihbarat yetkililerine dayandırdığı haberinde, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan’ın Washington yönetiminden habersiz İran ile gizli görüşmeler yaptığını ve görüşmelerin ocak ayı başında ABD saldırısında öldürülen Süleymani tarafından planlandığını yazdı.
İran, Süleymani’nin öldürülmesinin ardından ilk adım olarak 5 Ocak’ta nükleer anlaşmadaki tüm taahhütlerini askıya aldığını, uranyum zenginleştirme, depolama, araştırma ve geliştirmeyle ilgili anlaşmadaki taahhütlerini durdurduğunu açıkladı.
ABD ordusunu “terör örgütü” olarak nitelendiren teklif de 7 Ocak 2020’de İran Meclisinde oybirliği ile kabul edildi.
Suikastın ardından toprağa verilmek üzere 7 Ocak’ta memleketi Kirman’a götürülen Süleymani’nin cenaze töreninde çıkan izdihamda, 56 kişi hayatını kaybetti ve 200’ü aşkın kişi yaralandı.
İzdiham nedeniyle ertelenen Süleymani’nin cenazesinin toprağa verilmesi, 8 Ocak 2020’de sabaha karşı Devrim Muhafızları Ordusu tarafından Irak’ın batısındaki iki ABD üssüne gerçekleştirilen füze saldırılarının başlamasından hemen sonra gerçekleşti.

İRAN, ABD’NİN IRAK’TAKİ ÜSLERİNE FÜZE SALDIRISI DÜZENLEDİ
Devrim Muhafızları Ordusu, 8 Ocak’ta sabaha karşı ABD’nin Irak’ın Enbar vilayetinde bulunan Ayn el-Esed Hava Üssü ile Erbil’deki üssünü balistik füzelerle vurduğunu duyurdu.
Devrim Muhafızları Ordusu “Şehit Süleymani’nin intikam operasyonu” şeklinde duyurulan saldırıya ABD’nin yanıt vermesi halinde, “çok daha sert ve ezici” karşılık verileceğini açıkladı.
Saldırıların ardından gözler Washington’a çevrildi. ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray’da Ulusal Güvenlik Konseyi’ni topladı.
Trump, daha sonra yaptığı açıklamada, “İran’dan fırlatılan füzeler Irak’taki 2 askeri üssü hedef aldı. Zayiat ve hasar tespit çalışmaları yapılıyor. Şu ana kadar her şey yolunda.” mesajını verdi.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) da ABD askerlerinin kayıp vermediğini açıkladı.
ABD’li yetkililerce daha sonra yapılan açıklamada, saldırıyla ilgili toplam 109 ABD askerine “travmatik beyin hasarı” teşhisi konulduğu belirtildi.

UKRAYNA UÇAĞI DÜŞTÜ
Dünya bu olayı tartışırken 8 Ocak 2020 sabahı saat 06.18’de Tahran İmam Humeyni Uluslararası Havalimanı’ndan Ukrayna’nın başkenti Kiev’e gitmek üzere havalanan Ukrayna Hava Yollarına ait Boeing 737 tipi yolcu uçağı, kalkıştan kısa süre sonra düştü.
Uçakta bulunan 176 kişilik yolcu ve mürettebattan kurtulan olmadı. İranlı yetkililer önce düşüşün teknik arıza nedeniyle meydana geldiğini belirterek, İran güvenlik güçlerinin uçağı füze ile vurmuş olabileceğine dair iddiaları reddetti.
İran Genelkurmay Başkanlığı, 11 Ocak’ta yolcu uçağının hava savunma sistemleri tarafından “yanlışlıkla” düşürüldüğünü itiraf etti.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Emir Ali Hacızade ise hava savunma sistemleri tarafından düşürülen Ukrayna uçağının radarda cruise (seyir) füzesi olarak algılandığını söyledi.
Birçoğu Kanada vatandaşı olan 176 yolcu taşıyan uçağın vurulması İran’da ve ülke dışında büyük tepkiyle karşılanırken Tahran yönetimini zor durumda bıraktı.

SÜLEYMANİ SONRASINDA İRAN’IN “DİRENİŞ CEPHESİ”
Kasım Süleymani’nin karizmatik liderliği Kudüs Gücü’nün en büyük gücüydü. Ancak Süleymani’nin öldürülmesinin ardından yerine gelen Kaani döneminde Kudüs Gücü’nün bölgesel etkinliğinin önceki döneme kıyasla azaldığı değerlendirmeleri yapıldı.
Aralık 2024’te Beşşar Esed rejiminin devrilmesi, İran açısından yalnızca bir müttefikin kaybı değil, Süleymani’nin bizzat inşa ettiği bölgesel stratejinin çöküşü anlamına geldi.
Tahran, 2011’den itibaren Şam’ı Irak–Lübnan–Akdeniz hattını birbirine bağlayan askeri ve siyasi bir köprü şeklinde kullanarak bu hat üzerinde askeri üsler, lojistik depolar, elektronik istihbarat merkezleri, milis eğitim kampları ve mühimmat sevkiyat güzergahları kurdu.
Bu köprü, büyük ölçüde Süleymani’nin kişisel saha hakimiyeti, yerel aktörlerle kurduğu doğrudan ilişkiler ve kriz anlarında devreye giren merkezi koordinasyon gücü sayesinde ayakta tutuldu.
Suriye rejiminin çöküşüyle birlikte bu köprünün tüm ayakları koptu. Şam, Humus ve Halep hattındaki İran’a bağlı askeri noktalar ya el değiştirdi ya da boşaltıldı.
Deyrizor çevresinde İran destekli milis yapıların kontrolündeki alanlar hızla çözüldü, Lazkiye Limanı üzerinden yürütülen sevkiyatlar durdu. Böylece İran’ın Doğu Akdeniz’e uzanan stratejik koridoru da fiilen ortadan kalktı.

MİLİS GÜCÜ ZAYIFLADI
Bu tablo, yalnızca askeri lojistik kayıplarla sınırlı kalmadı. Süleymani’nin hayattayken merkezden yönettiği koordinasyon ağı çöktüğü için İran’ın Hizbullah’a, Irak’taki milislere ya da Yemen hattına eş zamanlı ve etkili destek sunabilme kapasitesi ciddi biçimde zayıfladı.
Direniş ekseninin üç ana kolu olan Lübnan, Irak ve Yemen arasındaki bağlar gevşedi. Özellikle Hizbullah’ın zayıflaması sonrası İsrail’in haziranda İran’a saldırısının yolu açıldı.
Süleymani sonrası dönem, İran’ın bölgesel nüfuzunun niceliksel olarak daraldığı, niteliksel olarak ise parçalandığı bir evreyi temsil ediyor.
Suriye’nin kaybı, bu sürecin sembolik ve stratejik kırılma noktası oldu. Bugün “direniş cephesi”, Süleymani’nin inşa ettiği askeri-stratejik bütünlükten ziyade, ortak söylemlerle ayakta tutulan, ancak sahada dağınık ve kırılgan bir yapı olarak varlığını sürdürüyor.
Bu da İran’ın bölgesel güç projeksiyonunun artık daha savunmacı, daha sınırlı ve daha belirsiz bir zeminde ilerlediğini ortaya koyuyor.
kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz.
SEKTÖREL
3 gün önceSEKTÖREL
3 gün önceSEKTÖREL
3 gün önceSEKTÖREL
10 gün önceMAGAZİN
13 gün önce
1
Adana’da oğlu gözaltına alınan gazi, olay yerinde ne olduğunu anlamaya çalışırken saldırıya uğradı.
4997 kez okundu
2
Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı istifa etti! SON DAKİKA
1170 kez okundu
3
Son Dakika… İlyas Salman hapse mi girecek? Kaç yıl ceza aldı?
889 kez okundu
4
Adnan Oktar davasında flaş gelişme: “Yaka paça tutup dışarı atın!”
867 kez okundu
5
Twitter’da Sızıntı İddaları Doğru mu? Veriler Çalındı mı?
830 kez okundu