Birinci soru: Bir hikâye dünyayı değiştirebilir mi?
İkinci soru: İnsanlar, hikâyeleri uğruna ölmeyi göze almalı mı?
Şimdilik bu soruları bir kenara bırakalım ve politik sinemanın ustası Costa Gavras’ın, ikonik müzik kliplerine imza atan ve Athena (2022) ile “ben de politik sinemada varım” diyen oğlu Romain Gavras’ın vizyondaki yeni filmi “Kehanet”e (Sacrifice) yoğunlaşalım.
Dünya ilk gösterimini geçen yıl Toronto Film Festivali’nde yapan filmde Chris Evans, Anya Taylor-Joy, Vincent Cassel, Salma Hayek Pinault, John Malkovich ve Charli xcx gibi isimler yer alıyor. Film geçtimiz aylardaki Başka Sinema dağıtımıyla vizyon macerası sonrasında, Türkiye’de 4 bin 153 kişi (Box Office verilerine göre) tarafından izlenmiş, şimdi ise Netflix’te izleyiciye sunuldu.
ZENGİNLER VE İKLİM KRİZİ
Filmin merkezinde iklim krizi var. Senaryoda ise Gavras’la birlikte Will Arbery imzası var. Arbery’nin “Succession” dizisinden Amerika Yazarlar Birliği Ödülü ve “Dördüncü Dönüşün Kahramanları” (Heroes of the Fourth Turning) adlı oyunundan da birçok ödülle birlikte 2019’da Pulitzer’in “drama” kategorisinde finalistliği var.
“Kara komedi-aksiyon” türünde izleyiciye sunulan filmde Gavras ve Arbery’nin, “ne anlatmak istediği” ise çok açık: Sermayenin talan ettiği doğa ve iklimin, zenginler ve ünlülerin “yeşille” (greenwashing) ve “sanatla” (artwashing) aklama çalışmalarını hiciv, seçkinlerin “erdem” taslamalarına bir yanıt. Buradan yola çıkılarak kurgulanan bir evren kimilerine aşırı gelmiş olabilir fakat görülüyor ki Gavras ve Arbery “abartıyor ve anlaşılmak istiyor.”
Peki kendi halklarının emeğine ve hakkına çökmüş sermayenin iklim krizini bir paravan olarak kullanmasını hangi karakterler üzerinden ele alıyor Gavras? Yakın zamanda babasını yitirmiş ve sonrasında ağır bir depresyona giren, narsist Hollywood yıldızı Mike (Chris Evans), teknoloji devi Project Poseidon’un kurucusu Ben Bracken (Vincent Cassel, Jeff Bezos’a benzetilmesi çok doğal), patlaması yakın bir yanardağın kuytusunda kendisi ve iki kardeşini “gerilla” yöntemiyle “iklim aktivisti” olarak yetiştiren ve yarattığı bir kehanetin peşinden giden Joan’ın (Anya Taylor-Joy).
Yunanistan’ın bir adasında teknoloji devi bir kapitalist ve pop yıldızı eşi Gloria Bracken (gerçek yaşamda bir sermayedar olan François-Henri Pinault’nun da eşi Salma Hayek) Ben’in, okyanusa yardımcı olacağını iddia ettiği yeni bir madencilik planı duyurduğu, “Make The Earth Cool Again” (Dünyayı Yeniden Havalı Hale Getir) sloganıyla dolu çevre temalı bir eğlence…
İklim değişikliği kaygılarını bir kenara bırakıp kaybolan şöhretini yeniden canlandırmaya çalışan bir ünlünün, Bracken’in “Yeşil IŞİD” olarak tanımladığı iklim aktivistlerinin yaptığı baskınla “kahraman”a dönüşümü… Korkunun ve belirsizliğin adresi olan bu ikiyüzlü aklama etkinliğinin ardından gelişen olaylar zinciri, izleyicinin zihninde şu sorunun yanıtını arar: Yok olan dünyayı kurtarmak için fedakârlığa hazır mısın?
BENZERLİKLER
Kehanet’teki iklim aktivistlerinin lideri, cinsiyet seçimi ve günümüzdeki karşılığı itibariyle ilk olarak Greta Thunberg’e benzetilebilir. Ancak alt metinde iki karakter daha var: İngiltere merkezli küresel bir çevre hareketi olan “Yok Oluş İsyanı”nın (Extinction Rebellion) kurucularından, katı bir “Metodist” aile tarafından yetiştirilen Julian Roger Hallam ve “Yüz Yıl Savaşları”nda sırasında Tanrı‘dan ve azizlerden ilahi mesajlar aldığına inanarak, İngiltere’ye karşı Fransız ordusuna liderlik eden ve Fransa’nın kaderini değiştiren, ancak İngilizler tarafından diri diri yakılan Jeanne d’Arc.
“Joan”ın Hallam’a benzerliği, “katı bir Metodist” olarak yetiştirilmesi ve iklim aktivizminde şiddete eğilimli olması. Buradaki “Metodist” yaklaşım, Arminianizmdeki “Tanrı‘nın tüm insanlara önleyici lütuf bahşettiği ve böylece onları yeniden doğuşa hazırladığı inancı.” Joan, yanardağdan aldığı ilahi mesajlarla, “önleyici lütfun bahşedildiği” “kamaran Mike“ı, dünyanın kurtuluşu için -bir nevi yeniden doğuşu için- kaderini ve dolayısıyla dünyanın da kaderini kendinin belirleyeceği, sonunda ölüm olan bir yola inandırmaya çalışıyor… Aynı zamanda Joan ve kardeşlerinin örgütlerinin logosu, Yok Oluş İsyanı’nın logosuna çok benziyor.
Bir diğeri ise Jeanne d’Arc’a benzerliği. Joan, dünyanın kurtuluşu için bir yandan ilahi mesajlar alıyor ve örgütüne liderlik ediyorken, kendisinin elinde olmayan bir “sapkınlık” nedeniyle yine “Metodist” bir yaklaşımla, dünyanın da kurtulması uğruna kurban edilmesi…
Tüm bu çıkarımlardan sonra şu değerlendirme yapılabilir: “Gavras, iklim savunucularını karikatürize etti.” Evet, bu değerlendirme anlaşılabilir. Fakat Gavras, yazının başında da belirtildiği gibi, “Abartıyor, anlaşılmak istiyor.” Aklındaki neyse, beyazperdeye de onu yansıtıyor. Arbery ile kurduğu bu tutarlı evren, Gavras’ın özgün ve daha da gelişen sinematografisi ile derdini açıkça ifade ediyor.
Güç bizde…
Konu iklim kriziyken, değinmeden olmaz. Türkiye yarından itibaren, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31’inci Taraflar Konferansı’na, kısacası COP31’e ev sahipliği yapıyor. Filmin ironisi de tam olarak burada devreye giriyor…
Çok yakın geçmişte Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’deki Akbelen Ormanı‘nın ve çevresindeki zeytinliklerin, Yeniköy-Kemerköy termik santrallerine kömür sağlamak amacıyla genişletilmek istenen maden sahaları için yok edilmesine karşı yurttaşlar ve çevre savunucuları doğa ve yaşam mücadelesi verdi. Köylüler yerinden edildi, tarım arazileri acele kamulaştırıldı, zeytin ağaçları söküldü…
Marmaris Milli Parkı içindeki Kızılkum Koyu’nda yaptığı otel ve devremülk projesinde mahkemenin verdiği ret kararlarına karşın inşaat devam ediyor. Kıyı işgali, doğa tahribatı kimsenin umurunda değil.
İzmir’in Bergama ilçesi Koyuneli Mahallesi’nde Koyuneli Rüzgar Enerji Santralı, Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı Yalıkavak Mahallesi’ndeki Kesme Dağı‘nda yaşanan doğa talanı ve yapılaşma süreci, Adana’nın Ceyhan ilçesinde fosil yakıt türevi propanın hammadde olarak kullanıldığı bir üretim modeline dayanan petrokimya tesisi ve bağlantılı deniz terminali projesi ve daha nicesi… Tüm bu doğa talanı örneklerinde adı olan şirketler, COP31’in ya “iklim destekçisi” ya “sponsor”u ya da “ortağı”…İsim vermekte bir sakınca yok, çarşaf çarşaf ortada: Cengiz Holding, Limak Holding, İC Holding ve Sinpaş; belediyeler, devlet kurumları ve diğer sermayedarlar.
Costa Gavras; “emisyon azaltımı”, “enerji dönüşümü”, “karbon ayak izi”, “sürdürülebilirlir”, “iklim finansmanı” gibi konuların konuşulacağı “iklim zirvesi”nin otoparkı için tarım arazisinin asfaltlanmasını hayal edebilir miydi? Bilemeyiz. Ama gerçeği var, Türkiye’de…
Yazıyı “Kehanet”teki Mike’ın henüz yolun başınayken ve kahramanlığının farkında değilken söylediği şu sözlerle bitirelim ve en başta sorduğumuz soruları yeniden soralım: “Bu, gençlik ile düzen arasındaki bir savaş. Ve gençler kazanıyor dostlar. Devrim, sonunda her zaman kazanır. Çünkü onlar, ilahi bir ateşle aydınlanıyorlar. Bizim de bundan ilham almamız gerek. Şahsen ben alıyorum. Sahte hayır işlerini bir kenara bırakın. Bu, gerçek bir değişim, gerçek bir cesaret. Doğa hasta ve bir yardım etkinliği, kangren olmuş bir yaraya yara bandı yapıştırmak gibi. Ancak bu gençler, tüm bacağı kesip atacak cesarete sahipler. Adalet yoksa barış da yok. Güç bizde.”
Bir hikâye dünyayı değiştirebilir mi?
İnsanlar, hikâyeleri uğruna ölmeyi göze almalı mı?
kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz ve bizi twitter hesabımızdan takip etmeyi unutmayın ! https://x.com/havadiskolik
SEKTÖREL
08 Kasım 2026SEKTÖREL
08 Kasım 2026SEKTÖREL
08 Kasım 2026SEKTÖREL
08 Kasım 2026SEKTÖREL
08 Kasım 2026
1
‘Yurt’ Venedik’te
1984 kez okundu
2
Max Türkiye’de nasıl izlenir, üyeliği ne kadar? Max’te hangi dizi ve filmler var?
1974 kez okundu
3
Hayat kurtaran basit adımlar: Evde depreme karşı alınacak güvenlik önlemleri
1915 kez okundu
4
Kefir neden patlar? Evde güvenli saklama yöntemleri
1903 kez okundu
5
Hande Erçel’e Ali Sabancı sorusu! Sinirlendi, morali bozuldu
1554 kez okundu