Dağdan şehre uzanan bir stil yolculuğu: Kayak modası

Bir zamanlar yalnızca pistlerle sınırlı görülen kayak modası, bugün gerçekten bir yolculuğa çıkmış durumda: Dağ otellerinden şehir sokaklarına, pistlerden günlük kış kombinlerimize uzanan çok katmanlı bir dönüşüm yaşıyor. Kayak günümüzde tatil seçimlerini, eğlence anlayışını ve modayı etkileyen güçlü bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.

2026 kış sezonunda bu dönüşümü, kayak modasının kış stilleri üzerindeki belirgin etkisiyle net biçimde görüyoruz. Bu etkinin en avantajlı yönlerinden biri ise kayak kıyafetlerine yapılan yatırımın artık yalnızca kısa süreli bir kullanımla sınırlı kalmaması. Belirli teknik kıyafetler ve ekipmanlar dışında pek çok parçayı şehirde de rahatlıkla kombinleyebiliyoruz.

Aslında bu gelişme markaların uzun süredir radarında. Kayak modasının alanında uzman markalarının yanı sıra artık hem yüksek moda markaları hem de ulaşılabilir fiyat segmentindeki markalar, kendi kapsül kayak koleksiyonlarını çıkarıyor. Kayak, tenis gibi spor dallarında kıyafet ve ekipman maliyetlerinin yüksek olması, bu sporları denemek isteyenler için uzun zamandır önemli bir engel oluşturuyordu. Ulaşılabilir moda markalarının seçenekler sunması, kayak kıyafetlerinin daha erişilebilir hale gelmesini sağlarken kayak sporunun ve tatilinin yaygınlaşmasını da doğrudan destekliyor.

PİSTTEN ŞEHRE: KAYAK STİLİNİN YÜKSELİŞİ

Kayak kıyafetleri artık yalnızca dağ tatillerinin değil, şehir stilinin de ana oyuncuları arasında. Bu dönüşümün ardında, moda dünyasında “après-ski” terimiyle kullanılan kayak sonrası koleksiyonlarının çeşitlenmesi önemli rol oynuyor. Peki nedir bu “après-ski”?

Fransızca kökenli “après-ski” terimi “kayak sonrası” anlamına geliyor. Dağda kayak dışındaki sosyal hayatı tanımlayan bir ifade olarak kullanılıyor. Bu kavram, 1935’lerde Avrupa Alplerinde ortaya çıkıyor. Kayak turizminin yükseldiği o dönemde, kayak sonrası dağ evlerinde, dağ otellerinin restoranlarında, şömine başlarında yeme-içme, müzik, eğlence ve sosyalleşme eşliğinde vakit geçirmek kayak tatilinin önemli bir parçası haline geliyor. Başlangıçta après-ski giysileri, fonksiyona yönelik kalın kazaklar, kar botları ve sıcak tutan rahat pantolonlardan oluşuyor. 1950’lerde bu konsept, jet-set kültürünün bir parçası haline geldikçe kıyafetler daha şık ve gösterişli olmaya başlıyor. Après-ski stilinin moda dünyasında gerçek anlamda kimlik kazanması, kayak giyimini performansın ötesine taşıyan tasarımcılarla hızlanıyor.

Bu dönüşümün en önemli figürlerinden biri, kayak kıyafetlerini vücuda oturan siluetler, esnek kumaşlar ve daha kadınsı formlarla yeniden yorumlayan Alman tasarımcı Maria Bogner. 1950’lerde Bogner’in kadınlar için tasarladığı vücuda oturan, streç kayak pantolonları hem pistte rahat hareket etmeyi hem de pistten sonra sosyalleşirken şık görünmeyi sağladı. Bu yeni stil, jet-set kültürüyle birlikte hızla yayıldı. St. Moritz, Courchevel ve Gstaad gibi Alp merkezleri yalnızca kayak yapılan merkezler değil, aynı zamanda jet-set ve sinema yıldızlarının buluşma noktası haline geldi. Prenses Grace, Sophia Loren, Brigitte Bardot gibi dönemin ikon isimlerinin kayak tatillerinde verdikleri pozlar, après-ski (kayak sonrası) stilini küresel bir moda kavramına dönüştürdü.

1960’lar ve 70’lerle birlikte esnek kumaş teknolojilerinin gelişmesi, spandex ve benzeri materyallerin moda dünyasına girmesiyle kayak ve kayak sonrası tasarımları daha renkli ve cesur oldu. Renk blokları, parlak yüzeyler ve grafik desenler, pist stilini adeta bir podyuma çevirdi. Bu dönemde yalnızca kayak markaları değil, haute couture (yüksek moda) dünyasından modaevleri de kayak koleksiyonları hazırlayarak après-ski stilini yüksek moda ile birleştirdi.

Zamanla après-ski stili, dağ tatilinin sosyal ve görsel kimliğini yansıtan bir kültüre dönüştü. Bugün, şehir modasında da gördüğümüz kayak motifli örgü kazaklar, kısa kürkler, metalik parlak yüzeyli puffer (şişkin) montlar, kürklü botlar ve ponponlu bereler, köklerini tam da o dönemin rahat ama şık dağ estetiğinden alıyor.

RETRO KODLAR: 70’LER VE 90’LARIN DÖNÜŞÜ

Retro kayak stili, 2026 sezonunda modern siluetlerle yeniden yorumlanıyor. 1970’lerin feminen siluetleri, kemerli tulumları ve sofistike renk paleti ile 1990’ların enerjik renk blokları ve sportif formları, bu sezon pist stiline nostaljik hava katıyor. Yüksek belli pantolonlar, belden kemerli montlar, kürklü montlar ve vücuda oturan tulumlar retro şıklığı öne çıkarırken grafik desenler, parlak yüzeyler 90’ların dinamik spor estetiğini hatırlatıyor.

Günümüzün styling bakımından en popüler dizisi “Emily in Paris”te de bunu gözlemliyoruz. Emily rolünü canlandıran Lily Collins’in 4. sezondaki kayak stili, Audrey Hepburn’ün 1963 tarihli “Sciarada” filmindeki kayak stiliyle çok benzer




kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz ve bizi twitter hesabımızdan takip etmeyi unutmayın ! https://x.com/havadiskolik



Benzer Videolar