Sağlıkta Türkiye Yüzyılı: 21 metrekarede sağlık hizmeti
Birlik ve Dayanışma Sendikası (BDS) tam 3 yıl önce 11 şehri etkileyen ve tüm ülkeyi hüzne boğan Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıldönümünde bölgeyi ziyaret etti. Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay'da incelemelerde bulunan BDS Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi deprem bölgesindeki sağlığa erişim sorunlarına ilişkin gazetemiz Cumhuriyet’e özel açıklamalarda bulundu.
DEPREMZEDE DUŞ ALMAK İÇİN 18 KM YOL KAT EDİYOR
Birçok konteynerin yalıtımsız ve kötü izolasyonlu olduğu için kışın soğuk, yazın aşırı sıcak olduğunu belirten Mehlepçi, "Yağmurda konteynerlere su sızdığı raporlara da yansıyor. Nem ve küf oluşumu, yetersiz hijyen koşulları sağlık riski oluşturuyor. Konteynerin küçük olması ve havalandırma eksikliği nemi artırıyor; uzun vadede solunum ve diğer sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Öğrenciler için konteyner koşullarında eğitim almak zor. Sık elektrik kesintisi, internet sorunları sıcak veya aşırı soğuk hava öğrencilerin ders çalışmasını zorlaştırıyor. Genellikle uygun bir çalışma alanı bulunmuyor. Ciddi sağlık sorunları olan veya engelli bireylerin konteyner kentlerde duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçlara erişmek için uzun mesafeler kat etmesi gerektiği haberlerde de yer aldı. Örneğin bir engelli depremzede duş almak için 18 km yol katettiğini söylüyor” ifadelerini kullandı.
‘HIRSIZI, HAPÇISI BU KONTEYNERLERİ MESKEN TUTMUŞ’
Hastanelerin ve Aile Sağlığı Merkezlerinin (ASM) son durumuna ilişkin konuşan Mehlepçi, Hatay Eğitim Araştırma, Defne ve Mustafa Kemal Üniversite Hastanelerinin Hatay’da aktif olarak çalıştığını belirtti. Mehlepçi; Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay bölgesinde 1. basamak sağlık hizmetlerine erişimin çok güç koşullarda gerçekleştiğini söyledi. Sağlık hizmeti alanlar açısından da verenler açısından da fiziki ve psikolojik şartların yeterli olmadığını ifade eden Mehlepçi, “Birçok bölgede ASM binaları bitirilemediği gibi inşaatları yarım halde kaderine terk edilmiş. ASM çalışanları hâlâ 3 yılın sonunda konteynerlerde hizmet veriyor. Tavanı akan, tabanından su alan, bu nedenle içerisi kokan bu konteynerlerde tuvalet yok. Bekleme alanları yok, bazılarında dışarıya konulan branda çekilerek, şemsiye konularak iptidai yöntemlerle bekleme alanı oluşturulmaya çalışılmış. Hırsızı, hapçısı bu konteynerleri mesken tutmuş, hasta için de hizmet veren için de emniyetli alanlar değil. Yangın açısından da emniyetli değil. Konteynerlerde elektrik çarpması, elektrik tesisatına bağlı yangın riski gibi ciddi tehlikeler mevcut” dedi.
‘ASM’LER İÇİN YER AYRILMAMIŞ’
Hasta mahremiyetinin korumadığına dikkat çeken Mehlepçi, “21 metrekarelik alanda iki hekim, iki hemşire ve hasta ile hasta yakınları aynı anda muayene süreci geçiriyor. Bir ASM’de günde ortalama 60–70 poliklinik yapılmakta; aşı, izlem, kanser taraması, kontrol ve danışmanlık hizmetleriyle birlikte günlük 200–250 kişi giriş çıkış yapmaktadır. İki hekim ve iki hemşirenin aynı anda çalıştığı konteynerlerde bu sayı günlük yaklaşık bin kişiye ulaşmaktadır. Bu yoğunluk karşısında konteynerlerin fiziksel olarak dayanması da mümkün değil. Adıyaman’da 12 aile sağlığı merkezinin yüzde 90’ının inşaatı bitmiş klimaları, camları takılmış seramikleri yapılmış. Ancak 3-4 aydır bu halde kaderine bırakılmış durumda beklerken, oradaki ebe hekim ve hemşireler su ve çamur içinde konteynerlarda çalışıyor… Arkadaşlarımız bu durumdan çok yorulmuş. Emekli olan oluyor, istifa eden ediyor. Hiçbir şey yapamayıp çalışanların da motivasyonları çok bozuk. ASM’lerin iş yükü çok fazla, bu da sağlık hizmeti alacak olanların da beklemesine neden oluyor. ASM’ler nüfus tabanlı çalışmasına rağmen, deprem sonrası nüfusun sürekli hareket hâlinde olması nedeniyle kendilerine kayıtlı olmayan hastalara da hizmet vermek zorunda…
Aile planlaması yok, HPV taraması için uygun oda ve ekipman yok, kolon kanseri için kit yok. Üç yıl boyunca bu ASM’leri ziyaret eden, sorunları yerinde gören çözmeye çalışan, çözen tek bir yönetici olmamış. Hatay’da TOKİ tarafından yapılan konut alanlarında ASM’ler için herhangi bir yer ayrılmamış. Keskincik’te aile hekimi olmadığı ve yaklaşık üç yıldır çocukların aşılarının yapılmadığı iddiaları bulunuyor” dedi.
‘TETİKTE OLMA HALİ SÜRÜYOR’
Bölge halkının posttravmatik stres bozukluğunu hâlâ yaşadığını ve umutsuz olduğunu söyleyen Mehlepçi, “Bölge halkı barınma ve beslenmeyi hallediyorsa gerisini neredeyse sorgulamayı bırakmış. Ancak meslektaşlarımız; uyku bozuklukları, korku tepkileri, tetikte olma halinin sürdüğünü ifade ediyor. Depremi yaşayanlarda uykuya dalma güçlüğü, sık uyanma, kabuslar ve sürekli tetikte olma hali yaygın... Ergenlerde geleceğe dönük kaygılar olduğu beyan ediliyor. Yıkılan evler, uzun süren yeniden inşa süreçleri ve güvencesiz konut koşulları stres nedenlerini artırırken, sağlık sistemindeki kapasite sınırlılıkları ve sosyoekonomik zorluklar psikolojik destek hizmetlerine ulaşımı zorlaştırabiliyor” değerlendirmesinde bulundu.
kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz ve bizi twitter hesabımızdan takip etmeyi unutmayın ! https://x.com/havadiskolik