Geçersiz…
Türkiye Cumhuriyeti bir “hukuk devleti” midir?
Öyle diyorlar.
Öyleyse, bazı kurallara ve ilkelere uymak zorundayız. Bu kural ve ilkeler gözardı edilirse hukuk devleti de o ünlü deyişle “tagyir, tebdil ve ilga” edilmiş olur.
Hukuk devletinde en üst düzeydeki kurallar anayasa ile belirlenir. Anayasayı yasalar, yasaları tüzükler, tüzükleri de yönetmelikler izler.
Yönetmelik tüzüğe, tüzük yasaya, yasa da anayasa aykırı olamaz.
Bu kurallar ilişkisine hukukta “normlar hiyerarşisi” denir.
Olağan dönemlerde anayasa ve yasalar, yasama organınca oluşturulurlar. Tüzük ve yönetmelikleri de idare çıkarır. Buna “idarenin düzenleme yetkisi” adı verilir.
Sözü türban konusuna getirmek istiyorum.
YÖK, Öğrenci Disiplin Yönetmeliği çıkarır, değiştirir, kaldırır.
Bu, YÖK’ün düzenleme yetkisi içindedir. Bu yetki sınırsız değildir. YÖK, bu yetkisini anayasaya uygun olarak kullanmak zorundadır. Kız öğrencilerin fakülte ve yüksek okullara başlarını örterek gelmelerini düzenleyen yasa Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş; bu iptal kararı da Resmi Gazete’de 5 Temmuz 1989 günü yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu karar bağlayıcıdır.
Anayasanın 153’üncü maddesinin son fıkrasını YÖK Padişahı Prof. Dr. Doğramacı ile birlikte okuyalım:
- Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayınlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar...
Görülüyor ki bu maddede “Anayasa Mahkemesi kararIarı Doğramacı dışında herkesi bağlar” ya da “YÖK bu hükmün dışındadır” diye ayrı kural da yoktur.
Anayasa Mahkemesi kararına da kısaca göz atalım:
- Türk devrim temeline oturan ve bu yapıda laiklik ilkesine özel bir önem ve üstünlük tanıyan anayasa, özgürlüklere karşı laiklik ilkesini özenle korumayı amaçlamış ve bu ilkenin özgürlüklere kıydırılmasına olanak tanımamıştır. 174. maddede korunan laiklik ilkesiyle bu madde kapsamındaki devrim yasalarının amaç, erek ve içeriklerinin öngördüğü nitelikleri gözardı ederek dinsel inanç gereğine dayalı bir düzenleme getiren dava konusu kural anayasanın 174. maddesine de aykırıdır.
Anayasanın 174. maddesi de devrim yasalarının anayasaya aykırı kurallar olarak yorumlanıp anlaşılamayacağını da söylüyor.
Anayasa Mahkemesi kararları, yasama ve yürütme organlarını bağlıyor; bağladığı içindir ki aynı yasa bir kez daha çıkarılamıyor.
Peki, yasama ve yürütme organlarını böylesine bağlayan Anayasa Mahkemesi kararları idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri de bağlamaz mı?
Bağlamaz olur mu hiç? Kuşkusuz bağlar.
Anayasa Mahkemesi’nin bu kararından sonra YÖK’ün disiplin yönetmeliğindeki başörtü yasağını kaldırmaya yetkisi kalmamıştır. Bu yetki, Anayasa Mahkemesi kararının özü ve sözüne aykırı olarak kullanılamaz.
Bu yetki, Anayasa Mahkemesi kararı ile kaldırılmıştır.
YÖK’ün yaptığı disiplin yönetmeliği değişikliği, “yetki, konu, sebep ve maksat’’ öğeleri açısından sakattır. Dolayısıyla bu yönetmelik değişikliği geçersizdir.
Buna da karar verecek olan idari yargıdır.
YÖK, son kararı ile üniversiteleri yeni bir kargaşa içine itmiştir. YÖK, üniversiteleri bir kargaşa içine itmekle yetinmemiş, bu konudaki sorumluluğu dekan ve rektörlere yükleyip, aradan çekilmiştir.
YÖK, hem Bezm-i Âlem Üniversitesi hem türban konusunda birbiri ile çelişik ve tutarsız kararlar almıştır.
YÖK’ün Atatürkçülük ve laiklik konularındaki ilkeleri, demek ki kalıcı değildir; bu ilkeler, cumhurbaşkanından cumhurbaşkanına, hükümetten hükümete ve devirden devire değişen niteliktedir.
Türban konusunu çıkmaza sokan da işte bu “mevsimlik Atatürkçülük” anlayışıdır.
10 Ocak 1990
kaydırmaya devam ederek gündemden son dakika ve magazin haberlerine havadiskolik.com üzerinden anında erişebilirsiniz ve bizi twitter hesabımızdan takip etmeyi unutmayın ! https://x.com/havadiskolik