Güven duygusunun en azılı düşmanı olan kıskançlığın saplantılı hali ‘patolojik kıskançlık’, diğer adıyla ‘Othello Sendromu’ olan bu hastalık ismini William Shakespeare’in ünlü eseri Othello’dan almıştır. Hikayede, yüksek dozdaki kıskançlığın nerelere varabileceği hazin bir sonla anlatılmaktadır. Sağlıklı insan ilişkilerini sekteye uğratan bu psikolojik rahatsızlığın sebepleri nelerdir? Belirtileri nasıl ortaya çıkar? Çözümü nedir? gelin birlikte göz atalım.

Yaşamdaki her duygu kıymetlidir. Çünkü insana hizmet eder. Ancak hissettiğimiz duyguların sağlıklı olup olmadığını belirleyen kıstas, dozudur. ‘Othello Sendromu’ da, bu kıstasa karşılık gelebilecek bir rahatsızlıktır. Öncelikle adını aldığı dünyaca ünlü oyundan söz ederek hastalığın nasıl ortaya çıktığını anlatalım.

SHAKESPEARE’İN “OTHELLO”SUNUN HİKAYESİ

‘Othello Sendromu’, William Shakespeare’in 1604 yılında yazdığı Othello isimli oyundan adını alıyor. Ana teması kıskançlık olan hikayenin baş kahramanlarından Othello, karısına büyük bir aşk ile bağlı ancak aynı oranda da kıskanç, şüpheci ve takıntılı. Karısı Desdemona’ya ilk hediyesi olan mendili başka bir erkeğin elinde görünce çılgına dönen Othello, aldatılma şüphesiyle karısını öldürür. Oysa ki Othello, Sancak Çavuşu Iago’nun oyununa gelmiştir. Eşinin kendisini aldattığı konusunda Iago tarafından tuzağa düşürülen ve kandırılan Othello, gerçeği öğrendiğinde kendisi de intihar etmiştir.

 

FREUD’UN TANIMI

Muhakeme edilmeyen saplantılı duygu ve düşüncelerin neden olduğu bu hastalığa, Shakespeare’in Othello’sunu isim olarak veren ise, Psikanalizin babası olarak bilinen Sigmund Freud’dur. Freud’a göre, “Kıskançlık, her zaman mantıksızdır ve bilinç denetimi altında değildir.”

BELİRTİLERİ

Patolojik kıskançlık olarak tanımlanan ‘Othello Sendromu’ ise, normal kıskançlığın aksine mantık dışı tepkiler, takıntılı düşünceler, kontrolsüzce sahiplenme, benliğe yabancılaşma, şiddete eğilim gösterme şeklinde ortaya çıkan sanrısal bir bozukluktur. Bu sanrıların ortaya çıktığı kişiler, sıklıkla eşlerinin kendilerini aldattığını düşünür ve mantık dışı davranışlarda bulunur. Kıskançlığın en uç noktasında seyreden bu hastalık artık kişiyi zehirli bir sarmaşık gibi ele geçirmiş, her şeyden şüphe eder, kanıt arar, gerçeklikten uzak bir hale getirmiştir.

Bu hastalığın en temel duygusu ‘şüphe’dir. Kişideki özgüven eksikliği, yetersizlik duygusu, benlik algısının düşüklüğü şüpheyi besler. Ve şiddete eğilim var ise, hastalığı destekleyen bir diğer unsur olarak bu rahatsızlık daha da ağır bir şekilde seyredebilir. İlerleyen evrelerde partnerin özgürlüğünü kısıtlamak, ayrılma durumunun fobiye dönüşmesi, özel eşyaları karıştırmak, psikolojik şiddet uygulamak, saldırganlık, ani ve kontrolsüz tepkilerde bulunmak, her şeyden kıskanmak ve her alanda kısıtlamak gibi belirtiler şeklinde görülebilir.

TEDAVİSİ

Yapılan bilimsel araştırmalara göre, bu sendromun ortaya çıkış nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte tetikleyen pek çok faktör bulunuyor. Bunlardan bazıları alkol ve uyuşturucu içeren maddeler ile şizofreni, Parkinson, Alzheimer gibi hastalıklar olarak tespit edilmiş.

İnsanın ilişkilerini oldukça yıpratan patolojik kıskançlık tedavi edilmediği takdirde kötü sonuçlar doğurabiliyor. Bunu önlemek için ise, uzman yardımı eşliğinde ilaç tedavisi ya da bilişsel davranışçı terapi tavsiye ediliyor. Ancak hastalık ilerlemeden önce kişi kendisine güvenmeyi öğrenerek işe başlamalı. Çünkü kendimizle olan ilişkimiz, çevremizle olan ilişkilerimizi belirliyor.

Aşırılıklarımızı törpülediğimizde, kıskançlığın nasıl da aldatıcı bir duygu olduğu gerçeğiyle yüzleşeceğiz. Yazımızı Shakespeare’in “Othello”sundan küçük bir alıntı ile tamamlıyoruz.

“Ama kıskanç insanlar böyle söze kanmazlar. Böyleleri bir nedene göre kıskanmazlar ki, Kıskanç oldukları için kıskanırlar. Bu kıskançlık denilen şey, kendi kendini peydahlayan, Kendi kendini doğuran bir canavardır.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz